Ölmedim. Fırsatım varken ölebilirdim. İğneleri, göğsüme ve karın boşluğuma defalarca saplayarak kendime acı verici, trajik bir son yaratabilirdim. Ya da serum şişelerinden birini kırıp en sivri parçasıyla bileklerimi parçalayabilirdim. Böylelikle adım, bulunduğum yerde uzun zaman anılabilirdi. Belki de saniyeler içinde unutulurdum. Ne olursa olsun, yapmadım. Hak ettiğim bu muydu? Sebebim ise benden istenen şeyin bu olmasıydı. Böylelikle bir yük daha ortadan kalkmış olacaktı. Hayır! Yük olmaya devam edecektim. Son nefesime kadar, çevremdeki herkes beni sırtında taşıyacaktı. Dayanılmaz fiziksel ve ruhsal acılar çektirecektim onlara. Elimi bile sürmeden, sadece varlığımla rahatsız edecektim onları. Sinirlerinin bozulup bir daba asla düzelmemesine sebep olacaktım. Gecelerce uykusuz kalmalarına sebep olacak ve gözlerini sertleştiril ortadan ikiye çatlatacaktım.