“Bazen düşünüyorum da dünyaya gelmek bir afetken bir de bu memlekette hele de kadın olarak doğmanın dayanılmaz azabına nasıl tahammül ettiğime hayret ediyorum.”
“Halbuki aldığım terbiye, okuduğum eserler bana şalaalı hayatlar vaat ettiler. Şimdi nasıl olur ki bu miskin, bu ışıltısız, düşkün hayatı, severek kabul ederim?”
“Bana göre hayatımda en büyük, en mukaddes şey ancak aşktır, fakat hoppalık ederek, deli gibi, rastgele bir adamı sevip de iki gün sonra ya aldandığımı anlayıp yahut bıkıp, dönme dolap oynar gibi sefil ve murdar tecrübelerde sürünmek, gururumun tahammül edemeyeceği bir zillettir. Evet, ben de sevmek ve sevilmek isterim, fakat isterim ki seveceğim adam, aşkıma ve bana layık olsun ve daha isterim ki o sevdiğim adama, üzüntü ve pişmanlık duymadan hayatımı ölünceye kadar geri almamak üzere vereyim.”