Okuduğum en iyi tarih romanlarındandır. Serinin ilk kitabı olan Su'yu aratmadı. Kesinlikle herkesin okuması gereken bir kitap serisi. İkinci kez okuduğum nadir kitaplardan.
Klasik sade dilli bir Canan Tan kitabıydı. Deniz Nehir aşkının samimi gelmemesi dışında kitabı beğendim. Yazar organ bağışının önemini çok güzel bir şekilde kaleme almış.
Kitabı okudum. Konu ve okunması bakımından sürükleyici bir kitap. Özellikle Derya ve Burak kısımlarını akıcı buldum ama kitapta boğucu kısımlar da vardı.
Kahraman Tazeoğlu romanlarında anlatım romanda olduğu gibi değil de şiiri düz yazıya çevirmişsin gibi. Bu da romanı sıkıcı kılıyor.
Çok basit bir kitap. Hiçbir özü olmadan yazılmış.
Ne sürükleyicilik var ne akıcılık
kitap bana edebi dilden uzak geldi ve hep aynı konu aynı konu burnumdan kusacam nerdeyse. Demem o ki; vasat
Günümüz Türkiyesi’nden geri dönüşlerle Nazi Almanyası’na ve o dönem Türkiyesi’ne geçiyoruz roman boyunca. Wagner’in hikâyesi etrafında Nazi Almanyası’ndan kaçan akademisyenlerin Türkiye’deki yaşantılarına şahitlik ediyoruz. Wagner’in eşi ile yaşadıkları yürek parçalayıcı. Kitabın ismi de Wagner’in eşi için bestelediği serenaddan geliyor. Ne yazık ki birisinin şanssızlığı bir başkasının şansı olabilir denir.
Bu akademisyenlerin talihsizliği, o dönem gencecik bir devlet olan Türkiye Cumhuriyeti’nin şansı olarak akademinin kurulmasını sağlamış.Nazi Almanyası’nda Hitler’in seçimle başa gelmesi ve güçlenerek diktatörlüğünü kurması, şu günlere ders niteliğinde. Romanda da Livaneli çok güzel ifade etmiş. “Her şeyi kitabına yani demokratik sisteme uygun olarak yapıyor, kişisel imparatorluğunu adım adım kuruyordu.” Ama tarihten ders alınsa dünya daha güzel bir yer olurdu değil mi?
Romanda çok fazla tarihi anekdot mevcut. Kitabı okurken ülkenin ve dönemin geçmişine dair ne kadar az şey bildiğimi idrak ettim. Genelde bu tarz bilgiler veren romanların doğruluğundan hep şüphe ederim ve başka kaynaklardan bu konuları araştırırım. Olayların gerçek olduğunu öğrenince dehşete kapıldığımı itiraf etmem lazım. Merak edenler kitapta konu edilen Mavi Alay ve Struma Faciası olaylarını araştırırlarsa belki ne demek istediğimi anlamış olurlar.
Bütün bu tarihi konuların içinde Maya, Wagner’in geçmişini merak edip araştırırken kendi köklerine ve aile tarihine dair de gizli kalmış şeyleri öğreniyor.İtiraf etmem gerekirse bütün bu büyük olaylar arasında beni daha çok Maya’nın bir kadın olarak yaşadıkları ve özgürleşmesi etkiledi. Livaneli’nin boşanmış ve çocuklu bir annenin yaşadığı sıkıntıları, toplum baskısını çok iyi aktardığını düşünüyorum. Sanırım burada yazarın duyarlılığına ve empati