Sude Güçlü

Sude Güçlü
@venusofbotticelli
book, art, chess, writing, history, theater
Metu
Ankara
42 okur puanı
Temmuz 2023 tarihinde katıldı
10/10
·530 syf.··
Beğendi
·
2025 4. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 06 Eylül 2025 00:00
Gecenin Sonuna Yolculuk Herkese tekrardan merhaba. Sanırım en zorlanacağım inceleme bu olacak. Tam üç sene önce aldım kitabı ve o zamanlar içimde başlamamı engelleyen bir his vardı hiç cesaret edememiştim. Her kitabın bir zamanı olduğuna inanırım. İyi ki beklemişim diyorum. Bir başyapıt bitirdim, gerçek bir yaşamı kullanma kılavuzu, farkındayım. Bitireli 3 gün oldu ve etkisinden çıkamadığım için başka bir kitaba başlayamadığım gibi ne yazacağımı nasıl yazacağımı düşünüyorum kafamda. Öyle ya da böyle bir ucundan başlamak gerekiyor. Oldukça uzun ve detaylı bir inceleme olacağını öngördüğümden sonda unutmamak adına teşekkürlerle başlamak istiyorum. Öncelikle Yiğit Bener ; En büyük teşekkür kendisine. Muazzam bir iş çıkarmış. Her sayfasında, her bir kelimede, her bir virgülde emeğin kokusunu alacaksınız. Orijinaline bu kadar yakın ve özünü muhafaza etmeyi başararak maksimum anlam gücü ile çevirilen bir eser uzun zamandır okumamıştım. Bu kitabı bırakmadan 10 gün elimde tutabilmemde ve bu denli derin bir bağ kurabilmemde en büyük pay kendisinindir. Zira okuması epey zor bir kitap olduğunu düşünüyorum. Ayrıca önsöz ve sonsözleri okumak pek alışkanlığım değildir. Fakat bu herhangi bir önsöz değil çünkü sevgili Ferit Edgü kaleme almış. Aynı şekilde herhangi bir sonsöz de değil çünkü çevirmenimiz Yiğit Bener, "Çevirinin Sonuna Yolculuk" adı ile ana karakterimiz Bardamu'ya bir ruh üflemiş gecenin sonunda onunla buluşmuş ve Ferdinand Bardamu, gerçek hayattaki personası olan yazarımız Ferdinand'a bir selam çakmıştır ve bizler yolculuğun sonuna yaklaşırken o üçü kol kola kendi yolculuklarını başlatmıştır. Yani siz bitirdiğinizi sandığınızda onların yolculuğuna kapılıp birlikte sürüklenmeye başlayacaksınız ve bu sayede kitap içinizde yaşamak üzere sonsuza dek devam edecek. Müthiş bir
Gecenin Sonuna YolculukLouis Ferdinand Celine · Yapı Kredi Yayınları · 20265,1bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·238 syf.··
2025 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Ağustos 2025 14:05
Tekrardan merhabalar, Normalde yeraltı ve şiir analizi yapmayı daha keyifli bulsam da, çok sevdiğim bir yazar olan George Orwell' ın uzun zamandir okumak istediğim kitabi Wigan Iskelesi Yolu'nun analizi için burdayım. Kendisinin en bilinen eserlerinden olan 1984 ve Hayvan Çiftliği'nden farklı olarak roman değil de daha çok inceleme tarzında yazılmış. Bir nevi canlı belgesel de diyebiliriz çünkü yazarımız, işçi sınıfının çalıştığı ortamlarda bulunup, onlarla aynı evde kalıp, insanlarla birebir iletişim kurarak, yaşadıkları zorlukları birinci ağızdan anlatıp bu yerlerin fotoğraflarını eklemiş ki bu da inandırıcılık ve etkileyicilik açısından çıtayı bi hayli yukarıya tașımış. Kitabın temelde iki bölüme ayrıldığını söyleyebiliriz. Ilk bölümde, o dönem sahip olmanın bi hayli kıymetli olduğu kömürün zahmetli çıkarılma süreci, maden ocağında çalışan işçilerin zor çalışma koşulları, aile düzenleri ve hayat şartları üzerinden kapitalist sisteme sert bir eleştiri yapıyor. Hatta bazı bölümlerde fiyatlar, evlerin karşılaştırılması, kiralar, fahiş fiyatlar, işsizlik oranları gibi pek çok sayısal veri raporları mevcut. Ikinci bölüm ise daha çok ideolojik kavramları tanımak üzerine. Sosyalizm, komünizm, kapitalizm, faşizm, liberalizm, burjuva toplumu, proleter sınıf gibi bildiğimizi düşündüğümüz kavramları karşılaştırmalı şekilde ele alınıyor. Ilk bölümde bahsedilen sorunların, sınıflar arası keskin farkın ortadan kaldırılması için tek kurtuluş bileti olarak görülen, temeli doğru atılmış bir sosyalizm inşasını ve bu ideolojinin, teorik ve pratikteki işleyişi anlatılıyor. -Bu noktada, yazarın politik duruşunu anlayabilmek zor, zira kendisinin inandığı yargıları da eleştirebilen bir tarafı var; dolayısıyla bu bölümde, yer yer nesnel tutumla yer yer ise sosyalist pencereden
Wigan İskelesi YoluGeorge Orwell · Can Yayınları · 20192,075 okunma
"..ne de olsa hayat yarım kalan bir.."
9/10
·368 syf.··
2024 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Temmuz 2024 00:00
Tekrar selamlar. Aynı günde iki yeraltı okuyamıyor olmam arka arkaya iki yeralti incelemesi yapamayacağım anlamına gelmiyor :) Öncesinde okuduğum fakat değerlendirme fırsatı bulamadığım bir başka Hakan Günday eseri için burdayım. Bu incelemenin diğerlerinden biraz farklı olacağını en başta söylemem gerekiyor. Zira Zamir'i, yazarımızın diğer eserlerinden kesinlikle farklı buldum. Öncelikle, konu olarak daha ilk sayfalardan itibaren beni içine çekti, ki bu, genelde ilk 50 sayfayı sürünerek okuyan birisi olarak çok karşılaştığım bir durum değil. Konusundan kısaca bahsetmem gerekirse, El- Aman bölgesinde yaşanan bir patlama ile başlar hikaye. Annesi Zerre tarafından bırakıldığı mülteci kampında hayata gözlerini açan ve patlama ile birlikte yalnız yüzünü değil tüm duygularını da kaybeden, ameliyatlı ve mimiksiz yüzü ile Zamir bebek, bir anda tüm dünyanın peşinden koştuğu bir odak noktası haline gelir. Arapçada 'vicdan' Rusça'da 'barış' anlamına gelen Zamir, ismiyle müsemma bir işte çalışmaya başlar, en azından başlarda öyle olduğunu düşünmektedir. Sözde küresel bir barış vakfı olan Birinci Dünya Barışı Vakfında, yeni bir binyılın arifesinde, savaşın eşiğinde olan ülkeleri barıştırma, etnik gruplar arasındaki anlaşmazlıklara orta yolu bulma, asla asıl sahiplerine ulaşmayacak olan yardımlar toplama gibi misyonlar edindiği bir işte çalışmaya başlar. Zamanla buranın asıl amacının kitlesel hareketlenmenin önüne geçmek uğruna, gerçekleri perdelemekte hiçbir beis görmeyen bir duygu pazarlama kurumu olduğunu anlayacaktır. -detayına daha fazla girmek istemiyorum zira romandaki olaylar birbirini ziyadesiyle bağlıyor ve süreçle beraber evriliyor- Temelde aktarılmak istenene gelirsek, yazarımız yaratmış olduğu politik atmosferi, Türkiye-Suriye sınırı üzerinden ele alıp sosyolojik
ZamirHakan Günday · Doğan Kitap · 20216,2bin okunma
her şey dahil, herkes dâhi
8/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2024 6. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 31 Temmuz 2024 00:00
Selamlaar, bir bașka Hakan Günday eserini değerlendirmek adına burdayım. Daha önce de defaatle belirttiğim gibi bir yeraltı tutkunu olarak kendisi favori yazarım ve bu da okuma şansı bulduğum 6. kitabı. Şimdiye kadar yazarın düşünce tarzını, dilini ve üslubunu az çok anladığımı düşünüyordum. Fakat kendisi her zaman biz okurları şaşırtabiliyor. Okuyanlarınız varsa eğer Zargana isimli kitabıyla bir hayli paralel olduğunuzu söyleyebilirim. Olaylar gündelik akışta olağan haliyle ilerlerken satırlar arasında bolca monolog, karakterlerin iç dünyasının analizi ve yazarın kendi perspektifinden 'piçlerin' özelliklerini görüyoruz. Olaydan çok durum ağırlıklı ilerliyor kitap. Piçlerin insanlardan farklı yanlarını, neden kendilerini ötekileştirdiklerini ve hayatın dışına itildiklerini ve kendi kendilerini doğurma süreçlerini anlatıyor Günday, 4 temel karakter üzerinden. Bazı cümleler var ki hayatın doğal sahnesinden alınmış gibi, herhangi bir perdeye koyulduğunda asla sırıtmayacak cinsten. Kelimelerle oynamayı, zikzaklar çizmeyi çok seven ve satırlarda ilerlerken bizlerin zihin haritası oluşturmasını nerdeyse zorunlu kılan yazarımız dikkatleri diri tutmayı amaçlamış. İlginç bir şekilde ilk defa bir kitabının sonunu tahmin edebildim ve çok etkilendiğimi söyleyemem. Yalnızca son 4-5 sayfada piçlerin insanlığı reddeden tarafının, birbirine bağımlı olma tarafını doğurması ve tek bir halkanın zincirleri olarak aslında hiç istemedikleri ve aykırı gördükleri hayatlarının 'yaşam' adına zorunlu olma durumu çok güzel yansıtılmış. Pek anlatamamış olabilirim zira sayfalar birbirine çok bağlı ilerliyor, okuduğunuz takdirde bu son kısımda demek istediğimi netleştireceğinizi düşünüyorum. Tek olumsuz eleştirim kısa olması olabilir :) (Zargana için de benzer bir yorumum vardı) Cenk, Hakan,
PiçHakan Günday · Doğan Kitap · 201911,6bin okunma
Puan vermedi·%56 (140/248 syf.)·
Pek çok tavsiye üzerine, Palyaço' yu Henrich Böll ile tanışma kitabım olarak seçmiştim. Alman edebiyatı ile pek aram yoktur bu kitapta da durum değişmedi ne yazık ki. Açıkçası özetini okuduğumda kafamda canlanan senaryo ile kitap birbirine hiç uymadı. Aradığımı bulamadığım için pek sevemedim belki de. Hiç huyum olmasa da ikinci kez başlayıp ikinci kez yarıda bıraktım. Sürükleyicilik açısından hiçbir problem yoktu, sonunu merak ettiren bir tarafı var, ama devamlı Katoliklik ve Burjuvazi üzerinden yapılan derin tahliller zaman zaman konunun çerçevesinden uzaklaşmama sebep oldu. Ayrıca tekedüze bir anlatım oluşturduğunu düşünüyorum şahsen. Zaman değişimlerinin de çok keskin ve ani olması kafamı karıştırdı. Bazı cümleleri anlamakta zorlandım genel bağlamdan kopuk geldi, belki çeviriden kaynaklı bilemiyorum. Her kitabın doğru bir zamanı olduğuna inanırım, belki de 'o zaman' değildi. Şimdilik istemesem de rafa kaldırıyorum, tekrar buluşuncaya dek..
PalyaçoHeinrich Böll · Can Yayınları · 20191,904 okunma