Sana söylüyorum, ey gökyüzündeki kutsal Baal; sen yoksun, olsan sana öyle lanet ederdim ki, göklerin cehennem ateşleriyle sarsılırdı.
Sana söylüyorum; kulluğumu gösterdim. Reddettin, kovdun beni, ben de sana ebediyen sırt çeviriyorum, çünkü sen bağış saatini yadsıdın.
Sana söylüyorum, biliyorum öleceğim, yine de alay edeceğim. Seninle, burnumun ucunda ölüm, alay ediyorum, ey gökteki! Apis! Sen benim üzerimde gücünü gösterdin, ama bilmiyorsun ki, felaketten yılmam ben; bunu bilmen gerekmez miydi? Kalbimi uykularda mı yarattın?
Sana söylüyorum; bütün varlığım, içimdeki her damla kan, seni hiçe saymamdan, bağışlayıcı yardımına tükürdüğünden ötürü mutludur.
Bu saatten öteye ben, senin bütün eserlerinden, bütün senden el-etek çekiyorum: bir daha Seni düşünecek olurlarsa, bütün düşüncelerime lanet ediyorum; bir daha senin adını anarlarsa dudaklarımı koparıp atmak, görevim.
Gerçekten varsan, sana ömrümde ve ölümümde son sözümü söylüyorum: Hoşça kal! Sonra da susuyor, senden yüz çeviriyor, alıp başımı gidiyorum...
(Açlık, Knut Hamsun, sayfa 112-113)