Edebiyatta beden, tamamen kodlanmış bir simgesel anlatıma tabidir; konumu ve hareketleri görgü kuralları tarafından belirlenir. Bu alandan, yavaş yavaş, bedenin hem Benin ve Başkalarının bakışından haz alarak şahsın yüceltilmesinin işareti hem de kendi kendinin iyi ve kötü kullanımının merkezi olduğu bir benlik bilincinin taslağı çıkar. Çelişkili görüşler bedeni hem abartılı bir tasvirin ve arzulanır bir ıslahın hem de tehditkâr bir lanetlenmenin nesnesi olarak ele alır. Beden, sadece gerçeğe uygun bir anlatının tesadüfi unsuru olmak şöyle dursun, bireyin ortaklaşalık karşısındaki sorunsalını kapsamlı biçimde dile getirir: Beden, güzelliğe verilen değer aracılığıyla da, çirkinliğin reddi ve çilecilik önerileri aracılığıyla da dünyayı ele almanın bir biçimidir. Selamete yönelik bakış açısında beden bilfiil mevcuttur. Daha XII. yüzyılın sonunda, dizeleri yeni tomurcuklanan bir öznelliğin işaretlerini taşıyan Hélinant de Froidmont ölüme şu sözlerle seslenir: "[...] sen ki verimli toprakları ele geçirir / Beyaz gerdanları / Bilenecek taşlar gibi kullanırsın" (Vers de la mort [Ölüm Dizeleri]).
Kurgular/Bir Edebiyatın Keşfi/Beden
Tarikata girecek talebenin imtihanı
Talebenin muhabbet meydanına götürülüş şekli: Evvelâ ol ta-rikatın nakibi talebenin sağ elini kendi sol eli ile tutar, hazır bulu-nan âşıkların önünden geçirip seccadede oturan muhterem pirin önü-ne götürerek, Esselâmü aleyküm ya ehli şeria's der. Pir de «Aley-kûmüsselâm yå ehli tarikat, marifet ve hakikats deyip dört kapı se-lâmlarını yerine getirirler. Sonra talebe, «Bismillahirrahmanirrahim> deyip sağ elini kemerin başı altına, göbeği yanındaki kemer bendi üzerine koyar ve «Esselámú aleyke yå årif-i billah» der. Geri geri tá kapıya kadar çekilerek dört kapı selâmını verip durur. Mecliste hazır bulunan bütün pirler, «Aleykesselâm yâ talibel marifet ve aleykesselâm yâ ârif-i billâh ve kamil âyâr deyip talebenin sağ ta-rafında nakib, sol tarafında çavuş veya kapıcı olduğu halde ortaya gelerek, marifet metaı arzolunur. Makbule geçerse, hazır olanlar hep birlikte: «Bu zâtı posta lâyık gördük! Allah mübarek eyleye! Revadır, revadır! diye seslenirler. Peşinden Fâtiha okunur. Pirler hürmeten Allahü ekber, Allahü ekber» diyerek, dört halife aşkına Esselâtü vesselâm aleyke yâ Resûlâllah. Esselâtü vesselâm aleyke yå seyyidel evvelin ve selâmün alel seyyidel mürselin» ile zikrederler. Sonra dört halifeyi, Kerbela şehidlerini ve on iki imamı anıp, yüz yetmiş tarika-tın öncülerini nakib tek tek sayarak, ruhlarını şâd ederler, Sonra, talebeyi ustasına teslim ederler. Ustası da manevi evladı olan bu talebesini yine meydana getirip, belindeki kemeri onun beline, elin-deki âsâyı dahi onun eline verip, sağ el sağ elle, iki başparmakları dışarıda kalmak üzere biat ve ahd ederler. Sonra hazır olanlardan biri, İnnellezîne yübâyiüneke innemâ yubayiünallah...» âyet-i ke-rîmesini okuyup Fâtiha ile son verirler. Daha sonra pir, öğrencisine, hazır bulunanlar önünde şu nasi-hati verir: «Ey
Sayfa 381 - Cild 1·Kitabı okuyor
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
1) Ebû Amrın Kıraâtı: Bugün en az kullanılan kıraâttır. Sudanın bir kısmında tutunmuş bulunmaktadır. 2)Nâfî Kıraâtı: Verş rivayetiyle olan Nâfi kıratı, bugün, Mısır hâriç Kuzey Afrikada tutunmuş bulunmaktadır. 3) Âsım Kıraatı: Bugün yeryüzündeki müslümanların büyük bir çoğunluğu, Âsım kıraâtının hafs rivayetini kullanmaktadırlar.
Sayfa 108
"Biz bir kere ya Resulallah! Bize cennetin yapılış şeklinden haber ver." dedik. O da: "(Cennetin köşklerinin ve duvarlarının) bir kerpici (tuğlası) altından, bir kerpici gümüştendir. (köşklerinin ve duvarlarının) sıvası miskdir. Çakıl taşları inci ve yakuttur. Toprağı vers (susam otu gibi küçük, kokulu, sarı ve yumuşak bir ot) ve zaferan (hoş kokulu küçük bir çiçek) dir. Ona giren bir daha ölmemek üzere ebedî yaşar ve bir daha ümidini kesmemek üzere nimetlenir, gençlikleri çürümez (yok olmaz) elbiseleri yırtılmaz (eskimez), buyurdu." ( Ahmed İbn-i Hanbel:2/445,305, Tirmizi, Cennet:2, Darimi, Rikak:100)
Sayfa 226
Din