" Mezarlık boştu, karların üstünde ayak izlerinden başka bir şey kalmamıştı. Ölü Jeanne, Paris'in karşısında sonsuza kadar yalnız kalıyordu. "
İşte bu cümlelerle bitiyor bir aşk sayfası. Kitabın arka tanıtımında da yazdığı gibi kolay kolay unutulamayacak bir eser.
Kitap evli bir doktorla, kiracısı olan dul bir kadının yasak aşkını konu ediyor. Ama ne aşk; Birbirlerine deli gibi aşık olan ilk başlarda sadece bakışarak ve aynı odada sessizce oturmaktan bile haz aldıkları bir aşk.
Bir kadının aşkı ile evladının arasında kaldığı, paris sosyetesinin entrikalarının olduğu bir ortam.Ne kadar engellemek istese de sevdiği adama en sonunda kendini veren bir kadın.Sonra bunun pişmanlığını yıllar boyu yaşayacağı ve başka bir adamla hayatını devam ettireceği bir ömür.
Kitap beni o kadar etkiledi ki, kitap yanlışa bile bile bir insanın nasıl sürüklendiğini ve sen istemesen uzaklaşsan bile bazı şeylerin peşini asla bırakmayacağını açıkça anlatmış. Siz ne kadar kaçarsınız kaçın kaderiniz sizi elbet bir şekilde bulur.
İyi okumalar. Kitap dolu günler.
Herkese merhaba!
Çok uzun bir süredir Halil Cibran okumuyordum ve Meczup’u okurken özlediğimi fark ettim. Cibran’ın kitapları hep düşündüren, sorgulatan, tartıştıran kitaplar olarak gelmiştir bana. Kitabı bir kenara bırakıp bir arkadaşımla tartışmak istediğim çok oldu bazı cümleleri. O kadar etkileyici, içinde derin anlamlar saklayan cümleler ve kıssalar var ki, gerçekten çok beğendim.
Kitap 35 kıssadan oluşuyor. Her biri insanın farklı bir yüzüne değiniyor. Kimi insanın hislerine, üzüntüsüne, mutluluğuna, kimi ikiyüzlülüğüne, kimi ise iç dünyasına değiniyor. Benim en beğendiğim kıssa ise ‘Uyurgezerler’ kıssası oldu. İnsanın ikiyüzlülüğünden, asıl hissettiklerini ve düşündüklerini dile getirmeyişinden bahsediyor.
Çabuk okuyup bitirebileceğiniz ama etkisinden çabuk çıkamayacağınız bir kitap. İyi okumalar dilerim, kitapla kalın!