Mustafa

Hz. Peygamber'in (sav) Medine'deki Stratejisi
"Kureyş'in diğer kabilelerle kıyaslandığında küçük bir kabile olduğu doğrudur ancak Kureyş, Arap yanmadasında en fazla etkiye sahip ve en saygın kabileydi. Mensupları da en geniş nüfuz alanına ve dış dünyayla en yaygın iletişim ağına sahipti. Diğer Arap kabilelerinin sahip olmadığı bilgi, deneyim ve diplomatik becerilerle donanmıştı Kureyş'in bu manevi nüfuz onu İslâm'ın yayılmasının karşısında inatçı bir hasım ve aşılması güç bir engel haline getirmişti."
Sayfa 237·Kitabı okudu
Alıntı
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
İlk Bahar
İsrâ, Hz. Peygamber için devlet kurma konusundaki bu evrensel yasalar ve devletin meşruiyetinin sürdürülmesi hakkında bir eğitim programıydı. Aynı zamanda yakın zaman sonra Yesrib'de karşılaşacağı İsrâiloğulları'nın politik yapısı ve psikolojik doğasını anlamaya yönelik bir hazırlıktı. İsrâ suresi, devletin doğasına ve mesajına uygun evrensel yasaları açıkladıktan ve onun bekası için gerekli güç dengelerini beyan ettikten sonra Allah, nebisini hicretle ilgili başka bir yasası hakkında düşünmeye sevk ediyor, onu, Mekke'den çıkarılmasının Kureyş için bir hezimetin kapısını aralarken davet için bir zafere dönüşeceğiyle müjdeliyordu: "Memleketinden çıkarak için seni nerdeyse zorlayacaklardı. O takdirde senin ardından onlar da pek az kalabilirlerdi. Bu, senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimize de uyguladığımız yasadır. Sen bizim yasamızda değişiklik bulamazsın." (İsrâ-76,77) Mekke'den ayrılması Hz. Peygamber'in kendisi ve yöntemi için bir yenilgi olmayacak, daha ziyade Kureyş ve onun yolu için bir yenilgi başlangıcı olacaktı. Sonra Kur'an,Hz. Peygamber'i hicreti kolay kılması için Allah'a yakarmaya yönlendiriyordu çünkü yakın zamanda gerçekleşecek olan bu hicret ona yardımcı bir kudret bahşedecek, bu kudretin ortaya koyduğu hakikat batıla üstün gelecek ve onu zail edecekti: "De ki: Rabbim! Gireceğim yere doğruluk ve esenlik içinde girmemi sağla. Çıkacağım yerden de beni doğruluk ve esenlik içinde çıkar. Katından bana yardımcı bir kuvvet ver. Yine de ki: Hak geldi; bâtıl zail oldu, Zaten bâtıl zail olmaya mahkûmdur." (İsrâ-80,81)
Sayfa 205·Kitabı okudu
Alıntı
İlk Bahar
"Kureyş liderleri, Hz. Peygamber'i mesajını tebliğ etmekten vazgeçmeye ikna edemedi ve bu zaten beklenen bir neticeydi. Kureyş, söylemleri açısından kendi içinde tutarlıydı, çünkü tüm meseleleri çıkar problemi olarak görüyor ve mal, başkanlık ve saygınlık vaadiyle bu problemleri çözebileceğini düşünüyordu. Hz. Peygamber ise onlara karşı ilkesel bir söylem kullanıyordu ve bu, Kureyş'inkine göre daha üstün bir söylemdi. Bu nedenle onu yok etmeleri veya görmezden gelmeleri mümkün değildi. Kureyş, istisnai meşruiyetinin temelinde Kâbe ve Harem'in yattığının farkındaydı. Kâbe'nin ise İbrahimî mirası temsil ettiği inkar edilemez bir gerçekti. Bu peygambere gelince, o da yalnızca Allah'a ibadet etmiş olan İbrahim'in hanif dinine uyduğunu iddia ediyordu. Ayrıca Kureyşlileri de Kâbe'nin, Harem'in haram ayların ve hac aylarının temelini atan İbrahim'in saf ve ari inanç esaslanna dönmeye davet ediyordu. Kâbe, Harem, haram aylar ve hac mevsimi gibi olgular Kureyş'in istisnai konumunu oluşturan bileşenlerdi. Ayrıca bu peygamber onları hakkaniyete, adalete ve eşitliğe davet ediyor; açgözlülüğü, tartıda hilekarlık yapmayı, akrabayla iliskiyi kesmeyi terk etmelerini öğütlüyordu. Artık hangi delile dayanarak onun davetini kötüleyebilirlerdi ki?"
Sayfa 177·Kitabı okudu
Alıntı
İlk Bahar
"Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı pıhtılaşmış kandan (alak) yarattı. Oku! İnsana bilmediklerini belleten, kalemle (yazmayı) Öğreten Rabbin, en büyük kerem sahibidir." (Alak,1-5) Bu birkaç kelime, içeriğinde benzersiz bir söylem taşımaktaydı. Söylemin tabiatı, vadinin aşağı tarafıda hüküm süren söylemden çok farklıydı. Okumayı emrediyordu ancak Hz. Peygamber'in ilk başta anladığından farklı bir okumaydı bu... Yazılmış bir metnin yahut satırlara dizilmiş bir nutkun okunması istenmiyordu. Aksine kozmik bir okumaydı; en başında yaratan Rabbe ilişkindi, daha sonra tüm yaratıkları kapsamına alacak şekilde genişliyordu. Evren, insan ve yaşam için yeni ve benzersiz çıkarımlar taşıyan ve hepsinin ilahi bir iradeden doğduğuna işaret eden yeni bir tür okumaydı. Dahası, bu geniş kozmik okuma Rabbin bir ismiyle tamamlanıyordu: "En büyük kerem sahibi (Ekrem)". Kerem, sürekli yeniden verilen armağan demekti, demek ki yaratılmışlar aleminde okuma oldukça zengin ve sınırsızdı. "
Sayfa 161·Kitabı okudu
Alıntı
İlk Bahar
"Mekke eşrâfı uğraşların, yolculukların ve ticari işlerin bataklığında yüzdüğü sırada odalarına kadar sirayet eden yeni bir ruhun farkına vardılar. Bu ruh, Mekke pazarların hengâmeli gürültüsünden ve cemiyet sohbetlerinden uzak bir görünüme sahipti. İlk başlarda fısıltıyla başlamış, daha sonra gitgide yükselmişti. Öyle ki onu ilk başta Varaka b. Nevfel'in vaazları gibi bir kulaktan girip diğerinden çikacak bir vaaz zannetmişlerdi. Zamanla anladılar ki, bu ruh ve bu fısıltılar, hayatlarımın en derin noktalarına kadar işlemekte, evlerindeki odalarına bile sirayet etmekte, ticari ve toplumsal tüm çikarlarını ve dengelerini ters yüz etmekteydi. Muhammed b Abdullah'ınn (sav) yaydığı bu söz, dinleyenlerde özel bir izlenime yol açıyordu. Onun sözünde boyun eğmek nedir bilmeyen asi bir ruh, girişimci bir yöntem ve yeni bir gelecek vaadi gizliydi."
Sayfa 160·Kitabı okudu