"Gerçekten de Mekke, yoksulluk, hastalık ve korku dünyasından güvenlik ve bolluk iklimine girmişti. Çünkü altıncı yüzyıl,
Persler ve Bizanslılar arasındaki şiddetli savaş nedeniyle küresel siyasi ve ekonomik düzlemde fırtınalı geçmişti. Salgın hastalıkların baş göstermesi nedeniyle de oldukça trajikti. Justinian
salgını Konstantinopolis nüfusunun yüzde kırkını alıp götürmüş, Avrupa ve Pers memleketlerine kadar yayılmıştı. Açlık ve
yoksulluğa neden olup ardında bunları izleyen gerginlik, çatışmalar ve devrimler bırakmıştı. Kureyş'e gelince onlar apayrı bir
dünyada yaşam sürüyordu. Yüce Allah onların bu durumundan söz ederken hakikate işaret etmişti:
"Çevrelerindeki insanlar kapılıp götürülürken, bizim, onların yurtlarını saygın ve güvenlikli bir yer kıldığımızı görmediler mi? Onlar hâlâ batıla inanıyorlar da Allah'ın nimetini inkâr mı ediyorlar?"(Ankebût,67). "