10/10
·292 syf.··
Beğendi
·
2026 82. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 11:31
Kendisi de bir cerrah olan Shlain,bu kitapta sanat tarihçiliği yapmaktan ziyade,modern nörobilim ve evrimsel biyoloji bulgularını kullanarak da Vinci’nin nörolojik yapısının haritasını çıkarmaya çalışıyor.Shlain’in ana argümanı,insan beyninin evrimsel sürecinde sol yarım kürenin (analitik,dilsel,doğrusal) baskın hale geldiği ve bu durumun insanlığı "sağ yarım kürenin" (bütüncül, sanatsal,sezgisel) yeteneklerinden biraz uzaklaştırdığı yönündedir.Yazar,Leonardo da Vinci'yi insanlık tarihinin en büyük "bütünleşmiş beyin" örneği olarak sunar. Da Vinci; sol beynin getirdiği mekanik, geometrik ve analitik keskinlik ile sağ beynin getirdiği estetik,mekânsal ve örüntü tanıma yeteneğini eşi benzeri görülmemiş bir dengede kullanabilmiştir.Shlain buna "bütüncül beyin" adını verir.Bir cerrah gözüyle Shlain,Leonardo’nun hayatta kalan not defterlerini (kodekslerini) ve davranışsal özelliklerini inceler.Ortaya şu ilginç nörolojik tabloyu koyar:Solaklık ve Tersten Yazma: Leonardo solaktı ve notlarını ayna simetrisinde (sağdan sola) yazıyordu. Shlain, bunun beynindeki dil merkezlerinin alışılagelmişin dışında (belki de sağ yarım kürede veya her iki tarafta birden) konumlandığının bir işareti olduğunu savunur.Sinestezi: Leonardo’nun kelimeler, renkler ve sesler arasında sıra dışı bağlantılar kurduğunu, bunun da beynindeki farklı duyusal alanların yoğun bir çapraz iletişim içinde olmasından kaynaklandığını öne sürer.Dikkat Dağınıklığı ve Odaklanma: Eserlerini sık sık yarım bırakması, daldan dala atlaması modern psikiyatride DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) olarak yorumlanabilecekken, Shlain bunu beynin her an her şeyi tarayan hiper-aktif sağ lobunun sol loba baskın gelmesiyle açıklar.Leonardo'nun Beyni,yaratıcılığın ve dehanın biyolojik kökenlerini merak eden herkes
Leonardo'nun BeyniLeonard Shlain ·  Paloma Yayınevi · 202037 okunma
8/10
·656 syf.··
Beğendi
·
2026 85. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 00:00
Herkese selamlar Bugun size her yazdığını heyecanla ve adeta nefes nefese bir film izler gibi okudugum @meade_glenn in ulkemizde yayinlanan son kitabi #resurrectionday #dirilişgünü yorumu ile geldim. Bu kez komplonun en can alıcı sekliyle, Amerika'yi ter.istlerden kurtarmak adina heyecani doruklarda hissettiren bir hikayeydi. Bayidlim Bu arada kitabi biraz arastirayim derken tuhaf ve gercekci bir yani ile karsilastim. Cunku bu kitaptaki komplo senaryosu 11 Eylül saldirilari yaşanmadan durumu konu etmis ve bu yuzden de basimi cok uzun sürmüş. Bence o sahne cokta spesifik bir sahne degildi, neden bu sekilde dikkate alinmis bilemedim. Zaten yazar da Dunya Ticaret Merkezi'ne yapılan b.mbali s.ldiridan esinlenerek bu hikayeyi kaleme almış. Yazarin anlatimina istinaden her kitabinda oldugu gibi bunda da bolca karakter vardi. Hatta ana karakterinin kim veya kimler oldugunu anlayana kadar epey sayfa cevirdim. Bu da haliyle biraz yorucu oldu. Ama sonra anladim ki nerdeyse herkes kitabin konusunu ortaya koyan kisilerdi ve bu karakterlerin de ortak bir payda da bulusmasi kurguyu surukleyici kıldı. Hikaye temposu ile polisiye macera turunde daha cok suregelsede gerilimi de son derece yuksekti. Eski KGB olan Çeçen direnişci Nikolay Gorev ile Filistin asıllı Karla, kendi sebepleri ile Suudi te.ist Ebu Haşim'in planlarında yer alir. Plana gore 8 gun icinde ABD başkanı istekleri yerine getirmezse sinir gazı ile koca bir şehri ortadan kaldırılacaktır. FBI gorevlisi Jack Collins ve Nikolay'in eski ve sevdigi dostu Kursk'la birlikte çalışarak onlari yakalamaya ve bir yandan da gazın yerini tespit etmeye çalışırlar. Kitapta en sevdigim kisim kesinlikle yazarin İslami veya Müslümanları kötülemeden ve hatta peygamberimiz ile Kuran'dan saygıyla soz etmesiydi ve bu kafada olan kişilerle
Diriliş GünüGlenn Meade · Sia Kitap · 2026494 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi
Sanat Tolstoy’a göre "İnsanın bir zamanlar yaşamış olduğu duyguyu, kendinde canlandırdıktan sonra, aynı duyguyu başkalarının da hissedebilmesi için hareket, ses, çizgi, renk veya kelimelerle belirlenen biçimlerle ifade etme ihtiyacından sanat ortaya çıkmıştı"2 der. Gerçektende insan, yaşadığı bir duyguyu ya da o an hissettiği bir duyguyu kendi becerilerine göre ortaya koyar. İnsanın yaşadığı bu özgün duyguyu(taklit etmeden), belirli bir estetik ölçülerine göre, sanat eserini oluşturması, onun sanatçı dediğimiz karaktere bürünmesini sağlar. Çünkü; milyarlarca insanın yaşamış veya yaşadığı dünyamızda, her birey kendi duygularını bir şekilde ortaya döker. Fakat biz bu ortaya koyulmuş şeylerin çoğundan haberimiz dahi olmaz. Belki de o insanların yazmış olduğu bir şiir ya da bir hikaye ya da bir resim; o öldükten sonra hiçbir işe yaramayıp ya bir çöpe bırakır kendini ya da yanan bir ateşin içine. Çünkü sanat eserinin belirli bir ölçüde saygınlık kazanması için belli bir estetik değerine sahip olması gerekir. Sanat eserlerinin -büyük bir çoğunluğunun- insanlar üzerinde birçok etkide bulunabilir. Kişi mesela bir sanat eserinin içinde gezerken-tarihi bir cami gibi- o an onun o muhteşem güzelliği karşısında etkilenip, kendini çok mutlu hissedebilir. Bu tarz olumlu veya olumsuz örnekleri çoğaltabiliriz. Şu bir gerçektir ki sanat eserleri insanı anlık ta olsa birtakım duygusal etkilere maruz bırakabilir. Yukarıda bahsettiğimiz gibi bu da sanatın insan üzerinde birtakım etkiler içine aldığını gösterir.
Sanat Nedir?Lev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20191,595 okunma
Puan vermedi·307 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 05:57
Kitap, fiziksel bir kuantum teorisinden ziyade, kişisel dönüşümü ve zihniyetteki ani, büyük değişimleri ("sıçramaları") anlatmak için bu kavramı bir metafor olarak kullanıyor. Bilinçaltı, ego savunmaları ve negatif inançların değiştirilmesi gibi konular, kitabın kuantum felsefesini "düşünce gücü ve zihinsel dönüşüm" eksenine oturttuğunu gösteriyor. Yazarın sorgulama tarzı, tamamen bir farkındalık yaratma amacını taşıyor. Yazar, teorik veya didaktik bir dil kullanmak yerine, kendi hayatından örnekler veriyor. Kendi egosunu, korkularını ve bilinçaltındaki negatif inançları samimiyetle itiraf etmesi, okuyucuyla empati kurmasını kolaylaştırıyor. Kuantum sıçramanın ya da kişisel gelişimin bir kerelik bir varış noktası olmadığını, ömür boyu süren bir kendini tanıma süreci olduğunu hatırlatıyor.Kitapta felsefi ve varoluşsal bir altyapıya sahip olmasına rağmen, dili ağırlaştırmadan, herkesin rahatça anlayabileceği akıcı bir anlatım tercih edilmiş. Hûlâsa bu eser insanın modern dünyadaki arayışını, hırslarını ve potansiyelini "yaratıcılık" ve "seçim" ekseninde inceleyen, okuyucuyu kendi hayatındaki kararları ve doyum noktalarını sorgulamaya iten farkındalık odaklı bir yazım olarak karşımıza çıkıyor.
Düşünce
Kuantum SıçramaR. Şanal · Ladybirds · 2008168 okunma
8/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 04:41
Bu kitabı okurken ister istemez Jane Eyre ile karşılaştırdım, bu kitap daha az okunduğu için benim de beklentim daha azdı ama neredeyse Jane Eyre kadar sevdim bu kitabı da. Hatta o kitaptaki bazı sıkıcı ve gereksiz uzatılmış bölümler yoktu bu kitapta, baştan sona sıkılmadan okudum. Ve burda karakter daha gerçekçi ve yakın hissettirdi bana diyebilirim. Samimiydi. Agnes Grey, bir papaz kızı ve babasının sağlığı bozulunca ailesine maddi destekte bulunmak için mürebbiye olarak çalışmaya başlıyor. Gittiği ilk malikanede zorlu günler geçirip dönüyor ve bu kez başka bir malikanede işe başlıyor. Burda da yine onu zor günler bekliyor. O dönemin keskin sınıf ayrımını yine ortaya koyan bir kitap. Daha sonrasında Bronte kardeşlerden beklediğim üzere Agnes aşık oluyor ve bu süreci okuyoruz. Genel klasiklerle karşılaştırdığımda daha yüzeysel anlatıma sahip, o dönemde kitap yazmak isteyen herhangi birinin yazabileceği bir kurguya sahip, uzun betimleme veya iç hesaplaşmaların olmadığı bir kitaptı. Belki de hoşuma giden bu yalınlık oldu benim de. Yormayan bir klasik okumak istediğimiz zaman okunacak tarzda bir seçenek. Sıcak hissettiren bir aşk hikayesi, samimi gelen bir başkarakter ve akıcı bir hikaye idi özetle.
Agnes GreyAnne Brontë · Can Yayınları · 2024143 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 1. kitabı
1930'lardaki toplumsal normları görmek açısından yararlı bir kitap olduğunu düşünüyorum. Her ne kadar kurmaca olsa da dönemin zihniyetini elbette yansıtıyor. Başımıza gelmeyeceğini düşündüğümüz veya kınadığımız şeyler konusunda çok dikkatli olmamız gerektiğini gösteren bir roman. Okuması kolay ve film izleme süresinde bitirilebilirsiniz.
Yaprak DökümüReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 201636,1bin okunma