Puan vermedi·192 syf.··
2026 8. kitabı
·
49 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 22:11
Eveet kitabı okurken duyduğum vicdan azabım eridi gitti :) Neden mi? Şöyleki ben bebeğimi öncelemiyorum yani yaşantımı ona göre değil onu yaşantıma uyarlıyorum. Tabi bazı kemik yapıları değiştirmeden :) ona kahvaltı hazırlarken kendime de hazırlıyorum beraber yiyoruz. Aslında bunu yaparken kendimi suçlu hissediyordum. Önce bebekle ilgilenmem gerekiyor diye söyleniyordum. Bu kitap tam da bunun için çıkmış karşıma. Mutlu anne babalar bebeklerini de mutlu ederler. Ve bebekler de böylece dünyaya karışır bir yer edinir :) Öncelikle ben olmalıyım ki benim ışığımda bebeğim gelişsin :) Teşekkürler Cüceloğlu. Rahmetle..
Geliştiren Anne - BabaDoğan Cüceloğlu · Kronik Kitap · 202110,8bin okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2026 5. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 14:19
İsmini ve nasıl bir suçtan yargılandığını bilmediğimiz bir mahkûmun, ölüm fermanı verildikten sonraki içsel sürecini okuyoruz. Hücresinde, bir başına, öleceği günün yüküyle yaşıyor. Zihninde geçmişe ve sevdiği anılarına dönüyor; bir bakıma toplumu ve sistemi eleştiriyor. Bir insanın giyotinin elinde ölmesi halk tarafından nasıl bu kadar coşkuyla karşılanabilir, diye sorguluyor. Nedense Hugo’nun bu anlatısı içimde büyük bir karamsarlık oluşturdu. Ölüm saatinizi bilerek yaşamak, o günü beklemek ve sevdiğiniz her şeye veda etmek elbette çok zor. Fakat başta da dediğim gibi, biz bu kişinin suçunu bilmiyoruz. Belki de bu yüzden yaşadığı duygu durumuna daha fazla empati duyuyoruz. Hugo’nun bazı noktaları bilinçli olarak boş bıraktığı kanısındayım. Yine de bu eser, içimde bazı şeyleri sorgulamama sebep oldu. Belki sizde de aynı etkiyi bırakır.
Duygu ve Düşünce
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,5bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·80 syf.··
2026 24. kitabı
Korku, yüzeyde bir suçluluk ve kaçış hikâyesi gibi görünse de aslında insan ruhunun kendi kendini yargılama biçimini anlatan incelikli bir psikolojik çözümlemedir. Stefan Zweig, büyük olayların değil, küçük bir vicdan kıpırtısının insanın iç dünyasında nasıl devasa bir fırtınaya dönüşebileceğinin peşine düşer. Bu yüzden kitapta asıl korkutucu olan dışarıdaki tehdit değil; insanın kendi zihninde büyüttüğü ihtimaller, kendi kendine kurduğu mahkemedir. Irene’nin yaşadığı korku, yalnızca yakalanma endişesi değildir. Zweig burada korkuyu fiziksel bir tehlike olmaktan çıkarıp varoluşsal bir hâle dönüştürür. Bir insanın sakladığı sırrın, zamanla ondan daha büyük bir gerçekliğe dönüşmesini anlatır. Irene’nin dünyası dışarıdan bakıldığında güvenli ve düzenlidir; fakat içindeki çatlak büyüdükçe o düzen bir hapishaneye dönüşür. Zweig’in ustalığı da burada ortaya çıkar: karakteri bir anda yıkmaz, onu kendi düşüncelerinin içinde yavaşça boğar. Kitabın en güçlü taraflarından biri, suç ile masumiyet arasındaki bulanık çizgidir. Zweig, okura kesin hükümler sunmaz; çünkü insan ruhunun ahlaki meselelerde ne kadar karmaşık olduğunu bilir. Irene ne tamamen suçlu ne de tamamen masumdur. Onu asıl ezen şey yaptığı şeyden çok, kendisiyle yüzleşmek zorunda kalmasıdır. Çünkü insan bazen başkalarının vereceği cezadan değil, kendi vicdanının sessizliğinden korkar. Zweig’in dili de bu psikolojik derinliği destekler. Büyük trajedileri yüksek sesle anlatmak yerine küçük ayrıntılara saklar. Bir bakış, bir suskunluk, bir bekleyiş; bütün bunlar karakterin içindeki fırtınayı açığa çıkarır. Kitapta dış dünya giderek önemini kaybeder, geriye yalnızca insanın kendi zihnindeki karanlık kalır. Bu açıdan kitap gerilim oluşturmaktan çok insanın kendinden kaçamayacağını anlatır. Zweig’in bütün
KorkuStefan Zweig · Kızıl Panda · 2021124,9bin okunma
Puan vermedi·779 syf.··
2026 191. kitabı
Dostoyevski, Prens Mışkin’in o çıkarsız, temiz kalpliliğini yozlaşmış bir toplumun ortasına bırakarak sarsıcı bir soru soruyor: Bu kadar saf ve iyi kalpli bir insan, acımasız bir dünyada "budala" görünmekten kaçabilir mi? İyiliğin ve dürüstlüğün delilikle eş değer tutulduğu o trajik, insanı içten içe sarsan bir vicdan muhasebesi.
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201231,5bin okunma
İnceleme yazısı Can'ım Tenimden Ayrıldı- Ebru Asya
10/10
·250 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
Ares Kitap tarafından ikinci baskısı yayımlanan “Can’ım Tenimden Ayrıldı,” adlı eser, iki yüz sayfadan oluşmaktadır. Yazar ve şair, Ali Haydar Koyun’un altıncı kitabıdır. Kitapta kırk beş anlatı vardır. Metinler genel yapı itibariyle birkaç sayfadan oluşmuştur. Her bölümün başlangıç sayfasında okuru anlatıya hazırlayan lirik geçişler bulunur. Bu geçişler anlatının duygusal eşiğini belirlerken aynı zamanda epigraf işlevi görür. Kitabın içeriğine dair bölümde yazar, eseri kaleme alma gerekçesini açıklamaktadır. Geride yazılı bir eser bırakmamış olsa da can dostum dediği Yücel Doğanşahin’in yazılmaya değer bir hayat sürdüğünü vurgular. Bu kitabı yirmi altı yıllık hatıraların vefa nişanesi olarak okura sunar. Bir kayıp üzerinden duygu paylaşımının yapıldığı metinlerde yazar, süslü anlatımlardan kaçınmıştır. Okurla sohbet ediyormuş gibi kurduğu içten dil sayesinde kitabı herkesin kolayca anlayabileceği ve içselleştirebileceği bir zemine taşımıştır. Ancak bu sadelik anlatımın şiirsel yönünü gölgede bırakmamıştır. Bazı cümleler şiirsel mısralar inceliğinde sayfalara süzülmüştür. Yalınlık içinde derinlik barındıran bu üslup, esere duygusal bir zarafet kazandırmıştır. Yürüme engelli Yücel Doğanşahin’in hayatına adanan Can’ım Tenimden Ayrıldı adlı eser biyografik ve tanıklık temelli bir kitaptır. İçerikte; anılar, mektuplar, günlükler, dost duygular adı altında yapılan yorumlar ve taziye mesajları yer almaktadır. Acı, burukluk, boşluk, çaresizlik, dostluk, düşler, fedakârlık, karanlık, ölüm, özlem, sancı, sevgi, sonbahar, vicdan, yara, yas gibi temalar işlenerek, yer yer Ali Tura, Ahmet Arif, Benjamin Franklin, Cemal Süreya, Charles Bukowski, Konfüçyus, Mevlâna, Osho, Paul Carson, Publilius Cyrus, Şükrü Erbaş, Tuncel Kurtiz, Yusuf Hayaloğlu gibi yazar- şair ve düşünürlerden
Can'ım Tenimden AyrıldıAli Haydar Koyun · Ares Kitap · 20222 okunma
10/10
·352 syf.··
2026 28. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 21:34
Bazı kitaplar vardır, bittiğinde kapağını kapatırsınız ama etkisi uzun süre sizinle kalır. Dokunmadan benim için tam olarak böyle bir kitaptı. Kitabı okurken en çok vicdan duygusu etkiledi beni. Adalet’in yıllar önce yaptığı bir hatanın peşine düşmesi, geçmişle hesaplaşması ve taşıdığı yükler bana çok tanıdık geldi. Çünkü bazen çocukken yaptığımız bir şeyi, bilinçli yapmadığımızı bilsek bile yıllarca içimizde taşımaya devam ediyoruz. Eğer düzeltme şansımız olsaydı, çoğumuz hiç düşünmeden o yola çıkardık. Sadi’nin Adalet’e bıraktığı mektup ise kitabın en vurucu yerlerinden biriydi. O satırları okurken sadece bir aşk hikâyesi okumadım; insanın kendine yüklediği suçluluğu, acıya tutunmasını ve bazen fark etmeden kendini kurban rolüne yerleştirmesini gördüm. En çok da bu yüzden kendimden parçalar buldum bu kitapta. Sonunu hiç beklediğim gibi bulmadım. İçimde her şeyin güzel bir şekilde sonuçlanmasını isteyen bir okur vardı ama hayat her zaman mutlu sonlar yazmıyor. Kitap bittiğinde üzüldüm, şaşırdım ve bir süre ne hissedeceğimi bilemedim. Belki de en sevdiğim tarafı buydu; bana bir hikâye anlatıp gitmedi, beni kendi vicdanımla ve geçmişimle baş başa bıraktı. Nermin Yıldırım’dan okuduğum ilk kitaptı ama son olmayacağı kesin. Çünkü Dokunmadan, sadece okuduğum değil, hissettiğim kitaplardan biri oldu. Nermin Yıldırım
1000Kitap
DokunmadanNermin Yıldırım · Everest Yayınları · 202511,5bin okunma