Havva

Havva
@victorhavva
ateş, su, toprak, ?
9/10
·72 syf.··
2026 5. kitabı
Emre Timur'un "Us" kitabındaydı zannedersem, "Doğruluk ile Gerçeklik" arasında muhteşem farkındalığı ve hakikati insanın idrakına işliyordu. Bu kitabını bitirince aklıma direk o fark geldi. İnsan kendi gerçekliğine nasıl da yine kendi doğruluğunu giydiriyor dedim. İnsan ne muhteşem bir hilkat, ne muhteşem bir vahşet ve ne muhteşem bir dehşet! Kuklacı romanında da, aynı duyguyu hissetmiştim ama tereddüt bu duyguyu zirveye taşıyor. Kitabına uydurmada yeryüzünde insandan daha marifetli bir varlık yok. Bir çırpıda okuyacağınız novella tarzında yazılmış sade, yalın bir tereddüt! Emre Timur
TereddütEmre Timur · Az Kitap · 202353 okunma
Reklam
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Başını ve sonunu bilerek, hatta sonucu her an zihninde taşıyarak yine de soluksuz okunabilen nadir romanlardan biri. Sayfalar ilerledikçe insan özgürlüğünün, beden bütünlüğünün ve özellikle boynunun ne kadar kıymetli olduğunu fark ediyor. Okumaya başladığımdan beri zihnimi kemiren tek bir soru vardı: Kahraman için ölüm cezası kesinleştiğinde geriye yalnızca altı hafta kalıyor. Peki ya benim? Ya bu satırları okuyan senin? Şu andan itibaren kaçınılmaz sonumuz olan ölüme ne kadar vaktimiz var? İnsanı iliklerine kadar ürperten bu hakikatte asıl yakıcı olan şey, ne zaman öleceğimizi bilmek mi; yoksa nasıl öleceğimizi bilmek mi? Romandaki kahramanın boynu bir giyotinle bedeninden ayrılıyor. Bundan daha korkunç bir ölüm şekli var mı? Peki bizim ölüm fermanımıza hangi cümle yazılacak, hangi yöntem eklenecek? Biliyorum; en erken bir saat, en geç yarın bu düşüncelerden sıyrılıp “normal” hayatımıza geri döneceğiz. Ama değişmeyecek iki şey var: Ne zamanımız ve ne de şeklimiz. Sadece unutmayı seçeceğiz. “Yaşamak istediğim tek yer olan o hafızadan şimdiden silindim.” Bu cümle, ölümden bile daha ağır geldi bana. Hangimiz kaybettiklerimizin acısını ilk günkü keskinliğiyle taşıyoruz ki? Geri dönüşü olmayan bir ayrılıkla — başın bedenden koparılması kadar mutlak bir kopuşla — cezalandırılan birlikteliklerin hafızalardan silinmesi ne kadar sürüyor? Günler mi, aylar mı, birkaç kahkaha arası mı? Hepimiz bir cenaze ortamında bulunmuşuzdur. İlk sessizlikten sonra sohbetlerin, hatta gülüşmelerin başladığı o tuhaf anlara tanık olmuşuzdur. Romanda, başı hâlâ omuzlarının üzerindeyken aslında çoktan ölmüş bir adamın karşısında halkın nasıl kayıtsız, hatta heyecanlı ve eğlenceli olabildiğini okuyoruz. Peki soruyorum: Ölüm cezasının yozlaştırdığı o kalabalıktan ne kadar farklıyız? Zihnimde
Edebiyat
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,6bin okunma
Okumadan Ölme.
10/10
·1724 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Yoksullukla başlıyor her şey… Ardından sefalet, çürümüş bir hukuk düzeni, siyasetle iç içe geçmiş din, bitmek bilmeyen fedakârlıklar. Önyargılar, iyilikle kötülüğün birbirine karıştığı anlar, vicdanın sesi, erdemin sınavı, özgürlük uğruna verilen mücadeleler… Pişmanlık, teslimiyet, mutluluk ve gözyaşı. Bu kadar çok duygu ve düşünce bir araya gelince insan farkında olmadan kitabın içine çekiliyor. Sayfalar ilerledikçe artık bir okur değil, tanık oluyorsunuz. Ve kitap bittiğinde, sanki uzun zamandır yanınızda yürüyen bir dostla vedalaşmış gibi buruk bir his kalıyor geriye. Her duygu öylesine incelikle işlenmiş, karakterler birbirine o kadar ustalıkla bağlanmış ki bu eserin neden bir başyapıt olarak kabul edildiğini sorgulamaya gerek bile kalmıyor. Jean Valjean… Sadece bir somun ekmek çaldığı için hayatının 19 yılını kürek mahkûmu olarak geçirmiş bir adam. Onun hikâyesiyle birlikte, yolu ona değen başka hayatların acılarına da tanıklık ediyoruz. Ama Sefiller yalnızca Jean Valjean’ın hikâyesi değil. Fantine’in çaresizliği, Cosette’in çocukluğundan çalınan masumiyeti, Marius’un idealleri ve iç çatışmaları da okurun kalbine ayrı ayrı dokunuyor. Victor Hugo, bu bireysel dramları anlatırken aynı zamanda Fransız Devrimi’nin ruhunu, Waterloo Savaşı’nı ve tüm bu büyük olayların arka planında ezilen insanları da görünür kılıyor. “Bu savaşlar ne iğrenç! Krallar olmayınca savaşlar da olmayacak.” Bu cümlenin geçtiği sayfalar beni uzun süre düşündürdü. Savaşların, ölümlerin ve yıkımın sebebi olarak krallıklar görülüyor; cumhuriyet, demokrasi, eşitlik ve özgürlük geldiğinde tüm bunların sona ereceğine inanılıyor. Bu inanç uğruna hayatını feda eden insanların idealizmini içim sızlayarak okudum. Çünkü insanlık tarihi bize şunu acı bir şekilde gösteriyor: Yönetim biçimi ne olursa
1000Kitap
Sefiller (2 Cilt Takım)Victor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025105,4bin okunma
MİMARİ KİTAP
10/10
·559 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Notre-Dame’ın Kamburu’nun orijinal adı Notre-Dame de Paris’tir. Yani yaygın kanının aksine romanın merkezinde kambur bir adamdan ziyade bizzat katedralin kendisi yer alır. Quasimodo bir karakterdir; Notre-Dame ise romanın asıl başrolü. Bu küçük gibi görünen çeviri tercihi, kitabın yıllardır en çok eleştirilen yönünü de beraberinde getirmiştir. Okurların bir kısmı romanda fazla mimari detay, sanat tarihi bilgisi ve kilise anlatısı bulunmasından şikâyet eder. Oysa gözden kaçırılan nokta şudur: Kitabın yazılış amacı zaten tam olarak budur. Victor Hugo bu romanı bir hikâye anlatmak için değil, bir yapıyı kurtarmak için kaleme almıştır. Hugo’nun yaşadığı dönemde Notre-Dame Katedrali bakımsız, harap ve şehir planlamacılarına göre “yıkılması gereken” bir yapı olarak görülüyordu. Hugo, bu düşünceye karşı çıkmak ve katedrale dikkat çekmek için edebiyatı bir araç olarak kullandı. Bunda da fazlasıyla başarılı oldu. Bugün hâlâ bu romanı okuyor, katedrali Paris’in kalbinde dimdik ayakta görüyor ve her yıl milyonlarca insanın onu ziyaret ettiğine tanıklık ediyoruz. Romanın karakterlerine gelince… Quasimodo… İsminin anlamı “yarım kalmış” demek. Gerçekten de bedeni eksik bırakılmış bir insan. Çirkinliğiyle yargılanan ama yüreğiyle insanlığın en saf hâlini temsil eden bir karakter. Sevmeyi de sevilmeyi de herkesten fazla hak ediyor. Frollo… Notre-Dame Kilisesi’nin baş rahibi. Quasimodo’yu bebekken kilisenin kapısında bulan, büyüten, ona babalık eden ama aynı zamanda kendi karanlığına yenilen bir adam. Esmeralda… Bebekken çingeneler tarafından kaçırılmış, özgürlüğü bedeninde ve ruhunda taşıyan, güzelliğiyle olduğu kadar neşesiyle de dikkat çeken bir sokak çingenesi. Dans ederek, gösteriler yaparak hayatını kazanan, zincir tanımayan bir ruh. Victor Hugo bu üç karakteri yalnızca
Alıntı
Notre Dame'ın KamburuVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202242,2bin okunma
10/10
·154 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Ağlamak İçin Gözden Yaş mı Akmalı? Ağlamak için gözden yaş mı akmalı? Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı? Sevmek için güzele mi bakmalı? Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı? Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır? Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı? Hırsızlık; para, mal mı çalmaktır? Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı? Solması için gülü dalından mı koparmalı? Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı? Öldürmek için silah, hançer mı olmalı? Saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı? Mutlu okumalar.
Alıntı
Seçme ŞiirlerVictor Hugo · Bordo Siyah Yayınları · 2003641 okunma