9/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 76. kitabı
Herkese Konniçiwa Bugün sizlere Tomoka Shibasaki kaleminden Bahar Bahçesi kitabının yorumu ile geldim Nisan ayının sıradaki kitabı 2026 yılı basımlı 107 sayfalık bir kitap🩵 ︎Sizi Tokyo’nun dolambaçlı sokaklarına, yıkılmaya gün sayan ama içinde hâlâ hayatın nabzının attığı o apartmana View Palace Saeki III’e davet ediyorum. ︎Hikâyenin merkezinde, hayatı zahmetsizce yaşamayı ilke edinmiş, hatta bu eylemsizliği yüzünden evliliği bile bitmiş olan Taro var. Eski bir kuaför, yeni bir PR çalışanı. Çocukken inek olacağına inanacak kadar naif. Taro, View Palace Saeki III adlı, dairelerinin isimlerini Çin Zodyağı’ndaki hayvanlardan alan çok ilginç bir apartmana Koyun dairesine taşınıyor. ︎Taro’nun üst kat komşusu Ejderha dairesinde oturan Nishi, gizemli, yaşı kestirilemeyen ama tutkusu sınır tanımayan bir kadın. ︎Oturdukları binanın yıkılması an meselesiyken, Nishi’nin yan taraftaki gök mavisi eve olan takıntısı hikâyeyi bambaşka bir boyuta taşıyor. Nishi, o mavi evin yıllar önce bir fotoğraf kitabına konu olduğunu keşfediyor ve o karelerdeki huzurun, misket limonu yeşili fayansların ve oya ağaçlarının peşine düşüyor. Hatta bazen o evin bahçesini görebilmek için balkon altına beton bloklar koyup tırmanacak kadar ileri gidiyor. Taro ise bir adım geride durup tüm bu tutkuyu, yıkımı ve değişimi sakinlikle izliyor. Binanın kendisi Taro’dan bile gençken yıkılacak olması... Ah, o sahne içimi sızlattı. ︎Bahar Bahçesi; binalar yıkıldığında anılarımızın da toz olup uçup gitmesini, insanların birbirinin hayatında bıraktığı o silik izleri anlatıyor. ︎Yazar o kadar görsel bir dil kullanmış ki, okurken o oya ağaçlarının kokusunu duyuyor, rüzgarın taşıdığı tozu yüzünüzde hissediyorsunuz. Sizce mekanların bir ruhu var mı? Yoksa binalar yıkıldığında onlarla birlikte anılarımız da tamamen silinip gidiyor
Bahar BahçesiTomoka Shibasaki · Gutenberg Yayınları · 202611 okunma
SESSİZLİĞİ BOZAN KALP ATIŞLARI
Puan vermedi·11 syf.··
2024 13. kitabı
__(Bu inceleme yaklaşık 2 dakikalık okuma süresi gerektirir.) __Edgar Allan Poe özellikle gizemli ve ürpertici hikâyeleriyle ve şiirleriyle bilinen Amerikalı yazar, şair, editör ve eleştirmen. Genel olarak ABD’deki Romantizm ve Gotik edebiyatın yanı sıra erken dönem Amerikan edebiyatının da en önemli isimlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Ayrıca, ülkenin ilk başarılı kısa öykü yazarlarından biridir ve dedektif kurgu türünün öncülerinden biri olarak kabul edilir. Ayrıca, bilimkurgunun ortaya çıkışında önemli bir rol oynadığı düşünülür. Geçimini yalnızca yazarak sağlayan ilk tanınmış Amerikalı yazardır; bu durum, maddi açıdan zorlu bir yaşamın ve kariyerin yolunu açmıştır. I. Atmosferin Büyüsü (Setting) The Tell-Tale Heart - Türkçe çevirisiyle Gammaz Yürek - öyküsünde anlatıcı, okuyucuyu o karanlık, eski ve dış dünyadan tamamen kopuk eve hapsederek klostrofobik bir ortam yaratır. Ayrıca bu ev, anlatıcının paranoyasının ve suçluluk duygusunun fiziksel bir yansımasıdır. Gecenin zifiri karanlığı ve ölümcül sessizlik okuyucuya her an bir şey olacakmış hissi verir. II. Anlatıcının Zihnine Yolculuk (Point of View) Hikâyeyi edebiyat tarihinin en ünlü 'güvenilmez anlatıcıları'ndan (Unreliable narrators) birinin ağzından dinliyoruz. Anlatıcı sürekli 'deli olmadığını' kanıtlamaya çalışırken, aslında her cümlesiyle bizi kendi deliliğine biraz daha ikna eder. Biz okuyucu olarak sadece onun gördüklerini görür, onun duyduklarını duyarız; bu da gerçeklik ile sanrı arasındaki çizgiyi bulanıklaştırır. III. Karakterin Derinliği Başkahramanımız tam bir ‘Round Character’ (çok yönlü karakter); hem kurbanı seven bir dost hem de ondan nefret eden bir cellat. Onu tek boyutlu bir katil olmaktan çıkarıp trajik bir figüre dönüştüren şey, kendi vicdanıyla girdiği bu savaş. Polisler
1000Kitap
The Tell-Tale HeartEdgar Allan Poe · Strelbytskyy Multimedia Publishing · 2020309 okunma
Reklam
Dil ve İşgal
Puan vermedi
Bir topluma uzun vadede zarar veren en önemli etkenlerden biri, zamanla ortak değerlerinden ve farklılıkları bir araya getirme potansiyelinden uzaklaştırılmasıdır. Bu çalışmada, İsrail’in 1948’de kurulmasından yıllar önce düşünülen ve tüm engellere rağmen hayata geçirilen İbranicenin kutsal kitap dili olmaktan çıkarılıp günlük hayatta kullanılan bir dil haline getirilmesinden bahsedilecektir. Yahudiler farklı düzenlemelerle yaşadıkları ülkelerin dilini kullandık-ları bir dünyada, “Eliezer Ben-Yehuda” ismindebir genç İbraniceyi konuşulan bir dil yapma sürecine girmiş ve bu genç adamı banker Rothschild ailesi maddi olarak sonuna kadar desteklemiştir. Tüm engellere ve zorluklara rağmen 1922 yılında İbranice Filistin’de resmi dil ilan edilmiş ve ana okullarında zorunlu olmuştur. Çalış-manın amacı; özellikle 7 Ekim 2023 sonrasında yaşanan soykırıma seyirci hâle getirilen insanlığın, “tek başıma ne yapabilirim” çıkma-zına, ayrıca insana yatırım yapmanın önemine ve doğru hedefin el-bet bir gün gerçekleşeceğine somut bir örnek vermektir. Böylelikle Yahudi milliyetçiliği olarak özetlenen “Siyonizm” tüm Yahudileri bir arada tutabilecek bir değer olarak, vadedilmiş topraklar üzerin-den dinî saikleri kullanırken, en önemli sacayağı olan ortak dil konusunu 1900’lerin başında halletmiş ve geriye sadece toprak kısmı kalmıştır. sosyalbilimler.com.tr/index.php/disos...
Tarih-Araştırma
Dil ve İşgalTaha Kılınç · Ketebe Yayınevi · 20241,076 okunma
9/10
·352 syf.··
2026 102. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 26 Mart 2026 22:07
I had already read the classical play Electra by Sophocles, but as many readers know, the ancient drama is quite brief and focused on a single climax. I felt a need to see this tragic myth fleshed out with more detail and emotional depth. Jennifer Saint’s novel provided exactly that by offering a multi-layered narrative told through three distinct female perspectives: Clytemnestra, Cassandra, and Electra. ​While the book felt a bit long at times, the shifting POVs (Points of View) added a necessary richness to the story. I wouldn't say I had a favorite character—each woman is flawed and driven by her own "inscrutable" grief—but exploring the different aspects of their trauma was a rewarding experience. ​In the original play, the focus is often on the vengeance, but here, the focus is on the price of being a woman in a world ruled by men and gods. For someone who loves Classical Antiquity, seeing these silent figures finally speak their truth made the long read worthwhile.
ElektraJennifer Saint · Headline Book Publishing · 202285 okunma
Evet Atatürk suçludur.
Puan vermedi·360 syf.·
2025 708. kitabı
"İki nedenden dolayı"Kemalizm" sözcüğünü "Atatürk" sözcüğüne tercih etmek daha doğru olur. Atatürkçülük yıpratıldığı için, bir; Kemalizm uluslararası dile girdiği için." Yazının tarihi: Ağustos 1993 Siyasete şööle bir göz ucuyla bakıp çıkalım. AKP, bütün kavramların içini boşaltt halk nezdinde. Sağcı, sağcı değil solcu, solcu değil. Sevindiğim taraf, Türk genci Türkçülüğü, bozkurt işaretini MHP'den, bilmem kaç yüzlülerden söke söke aldı -299 öğrenci hâlâ tutuklu- Velhasılı Cemil Meriç'in çok duyduğumuz sözüne geldik: ”Artık sağcı, solcu kalmadı.. Elimizde bir vatan kaldı, bir de vatan hainleri!” İbret alınsaydı tekerrür eder miydi tarih? Bu incelemede altı ilkenin hepsini tek tek açıklamayacağım, kendimce ve çoğunlukta gördüğüm çok önemli yere sahip olan birtakım noktalara değineceğim. Çayınızı kahvenizi hazır edin, başlıyoruz. Mustafa Kemal Gibi Düşünmek "Norveç dilinde 'Mustafa Kemal gibi düşünmek' diye bir deyim vardır... Herhangi bir problem karşısında, çö-zümü imkânsız olduğu düşüncesiyle hemen kestirme-den teslim olma eğiliminde olan, ne yapıp edip bir çö-züm üretmek için yaratıcılığını zorlama zahmetine katlanmak istemeyen ruh ve zihin tembeli kişilere söylenir bu söz... Bu tip insanlara derhal, 'Hayır, yanılıyorsun bu problemin mutlaka bir çözümü olmalı, biraz da Mustafa Kemal gibi düşün' deriz... Laiklik Laiklik, "Aklın iman karşısında" özgürleştirilmesidir. Bugün şeriat isteyenler kendi özgürlüklerini değil bizlerin özgürlüksüzlüğümüzü istiyorlar. Türkiye Cumhuriyeti'nde herkes dinini özgürce yaşayabilir, yaşıyor -Atatürk sayesinde- ama dinsizliğini? Daha doğar doğmaz kimliklerimize dinimize İslam ibaresi konuluyor. Nice dinsiz, fikrini özgürce belirtemediği için zoraki "iki yüzlü" yaşamak zorunda bırakılıyor. İstemiyor ama ölünce mezara gömülüyor.
Kemalizm Laiklik ve DemokrasiAhmet Taner Kışlalı · İmge Kitabevi Yayınları · 2007218 okunma
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 21 Mart 2026 11:57
Sen Benim Hikayemsin Nurullah Genç’ in dillere pelesenk olmuş bazı özel ve güzel şiirlerinin ve yeni şiirlerini bir arada topladığı, kendi kadrajından fotoğraflarla süslediği güzel bir ciltli eser. Şiirleri kadar kitabın tasarımıda bir o kadar harika. Bir şiirini okurken aynı anda karekodu telefonunuza okuttuğunuzda şairin kendi sesinden şiiri dinlemenin tadı bir başka, bu gerçekten kitabı daha da değerli ve özel kılıyor. Keyifli okumalar. TAM DA ŞU ANDA şiirini dinlemek için tıklayabilirsiniz; drive.google.com/file/d/1CdVmsFX...
Sen Benim HikayemsinNurullah Genç · Timaş Yayınları · 202614 okunma
Reklam
Reklam