HyggeLykke

HyggeLykke
@vipassana
Günde 3 film, haftada 3 kitap ve güzel müzik albümleri beni ölene kadar mutlu etmeye yetebilir. François Truffaut
Serin, Mavi
Dağ köyleri serin, kıyılar mavi Yaz sıcağında şehir Bunaltır beni. Hava yapışkan, yağlı Kalkıp bir yere gitsem Yollarım bağlı. Kıskanıyorum kuşları Ben uçmasını bilsem Uçmak, serin ve mavi.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Grubun içinde sessizce yürüyordum ama kendimi bu gruba ait hissetmiyordum. Bazıları için bağ kurmak, bütünleşmek, katılmak ne kadar kolaydı. Aynı şeyleri tekrar ederken, zaten dile getirilmiş fikirleri yinelerken ve yüzeysel konulardan bahsederken ne kadar da rahat görünüyorlardı. Kendimi, bu garip varlıkların kafasından neler geçtiğini tam olarak anlayamayan, dünyaya yeni inmiş bir uzaylı gibi hissediyordum. Telefona, sosyal medyaya ve yemek uygulamalarına bağımlı, palyaço gibi giyinmiş yirmi şehir faresi, kaldırımda el ederek taksi çağırabileceğini bile unutan bu insanlar, Madrid'e yetmiş kilometre uzaklıkta bile olmayan bir yerde, kırk sekiz saatten kısa, saniyesi saniyesine planlanmış bir gezide, doğanın dönüştürücü gücünden bahsediyorlardı. İnsanlık, koca bir deney gibiydi.
Birdenbire bedensel bir varlığım olduğunun ve onunla bir şeyler yapmam gerektiğinin farkına vardım ama bacaklarımla ya da ellerimle ne yapacağımı, varlığımla ne yapacağımı bilmiyordum.
Tek istediğim dünyayla bağımı koparmakken her daim işlevsel bir insan olma zorunluluğundan nefret ediyordum. Dört saat uyuduktan sonra kalkıp bir belgesel izlemek, sabahın beşinde yemek yemek, öğlen on ikide yürüyüşe çıkıp gördüğüm her vitrinin önünde durmak istiyordum. Sonra da kimsenin, bir mekanda güneşin altında oturup bir içkinin tadını çıkarmaya vakti olmadığı bir iş günü, bir mekanda güneşin altında oturup içkimin tadını çıkarmak istiyordum.