"Bütün iyi seçenekler elinden alınırsa ne yaparsın?"
Herkese merhaba...
Geçen ay sonu başlayıp yetiştiremediğim, hem #kingokuyoruz, hem de Okuyan kadinlar kulubu nün #birharfbirkitap ve #herayinbiribiryayinevi etkinliklerinin ortak kitabı olan #mahşer le geldim.
"yaşasın sonunda okuyorum" ruh haliyle başladığım, "adam yine yazmış arkadaş" diye devam ettiğim, "yahu öldürmek için mi adamı elli sayfa anlattın aşkolsun" diyerek kızdığım, "ne okuyordum ben, konu ne ara buraya geldi" diye şaşırdığım, "yok artık" diyerek bitirdiğim bir okuma oldu :) umarım anlatabilmişimdir :) Kısacası Stephen King işte... kitabın başı ve sondan az önceleri daha bir heyecanlıydı sanki.
Bu kadar ne yazmış? diyenlere şunu söyleyebilirim, tek bir kurgu okumuyorsunuz. King 'olay bu kadar hadi dağılın' dememiş, başıyla sonunu arasında farklı olaylara geçiş yapmış ve bunu karakterlerle çok güzel bağlamış. İlk basımında yayınevinin önerisiyle üretim maliyeti sebebiyle 400 sayfalık bir kesintiye maruz kalmış kitap. Elimdeki tam metin hali 1080 sayfa.
Ustayla ortak görüşümüz: filmlerin fantastik eserler üzerinde tuhaf bir şekilde örseleyici etkisi olması. Siz ne düşünüyorsunuz bilmem.
Birleşik Devletlerin imzaladığı biyolojik ve kimyasal silahlar karşıdı anlaşmayı ihlal eden bir hükümet tarafından başkalaştırılmış bir virüs, kaçmaya çalışan bir görevli tarafından yayılıyor. Sözü edilen antijen virüsün çaresi yok. Çünkü insan bedeni, sürekli değişen antijen virüsü durdurmaya yetecek miktarda antikor üretemiyor. Doğru antikor her üretildiğinde virüs başka bir şekle bürünüyor. Bu yüzden aşı üretilmesi imkansız hale geliyor. Nüfusun büyük bölümü yok okurken kalanlar binlerce km yol katederek ortak bir yerde toplanıp yeniden yapılanmaya başlıyorlar. Konunun kabası bu. Ortak yeri nasıl biliyorlar?
MahşerStephen King · Altın Kitaplar · 20243,928 okunma
Dil, insan beynine yüklenebilen işletim sistemidir ve virüs kapabilir.
İlk izlenimlerimi yazayım. Kitabı okudum; aksiyon dozu yüksek bir kurgu kitabı için uzun sürdü okumam. Çünkü Neal Stephenson yine kurgu içerisinde anlattıklarıyla okuru başka şeyler okumaya, öğrenmeye itiyor.
Yüzeyde bir aksiyon hikayesi gibi gözükse de kitap, arka planda Anarko-Kapitalist bir dünyayı resmederken aynı zamanda insan beyninin bir donanım, dilin ise yazılım olduğunu; Sümer mitolojisi, Babil Kulesi, din, dil teorileri ve Chomsky, metaverse ve sanal gerçeklik gibi temalarıyla Snow Crash bir başyapıt.
Kar FırtınasıNeal Stephenson · İthaki Yayınları · 202562 okunma
Jack London'dan 100 yıllık olağanüstü bir kehanet!
Eserde büyük bir salgın sonrası oluşan Dünya aktarılıyor, 2012 de başlayan "kızıl veba" adlı virüs mikropu insanların bedenine sızdığı anda hızlıca etki ediyor, önce ten rengini kızıla dönüştürüyor ve sırayla organlara sızarak en son kalbe ulaşıp kişiyi 2 saat ile 1 gün arasında öldürüyor.
100 küsur yıl önce yazılan kitabın zaman diliminde güncel bir salgın olmamasına rağmen , yazarın günümüz dünyasında yaşanan korona virüsü tahmin etmişcesine yazdığı konu ve etkileri inanılmazdı.
Kitabın başrol karakteri Profesör Smith(Granser) salgından yıllar sonra 2070 yılında salgını görüpte hayatta kalan son kişi olup ormanlarda torunlarıyla birlikte ilkel bir hayat yaşıyor ve bu ilkel yaşamın bir gününde torunlarını toplayıp bir ortam oluşturup geçmişteki salgında yaşadığı anıları anlatırken biz de bu anılara tanıklık ediyoruz
Kızıl VebaJack London · Türkiye İş Bankası kültür Yayınları · 202447,7bin okunma
Dikkat, spoiler içerir!!!
Merakla başladığım bir kitap, okurken film izler havası verdi. Dünyayı saran öldürücü bir virüs yüzünden bütün hayvanların öldüğü(öldürüldüğü) onların yerine insanların yer aldığı bir dünya. İnsanların bir hayvan gibi besleme olarak alındığı, kasaplarda insanların satıldığı, kesimhanelerde insan organlarının nasıl ne şekilde işlemden geçirildiğini anlatan bir kitap. Sürekliyici bir kitap lâkin bekletinizi çok yüksek tutmayın, zira kitap filmler gibi saçma bir şekilde bitiyor.
"Sükût Taşı'nın çıkış noktası aslında iki farklı düşünceye dayanıyor. İlki tamamen kişisel bir duyguydu. Kızımın ne kadar hızlı büyüdüğünü fark ettiğim bir dönemdi. Zaman kavramı üzerine daha fazla düşünmeye başladığımı fark ettim. Bir gün kucağımda uyuyan küçük bir çocuğun, göz açıp kapayıncaya kadar bambaşka birine dönüşmesi beni zamanın ne olduğu ve onu gerçekten nasıl algıladığımız konusunda sorgulamaya itti.
İkinci çıkış noktası ise şu soruydu; Ya insanlar karşılarına çıkan şeyi tamamen yanlış yorumluyorsa? Ya virüs sandıkları şey aslında bambaşka bir şeyse?
Bu iki düşünce zamanla birleşti. Bir yanda durduramadığımız zamanın akışı, diğer yanda anlamlandıramadığımız olaylara hemen bir isim verme eğilimimiz vardı. Sükût Taşı tam da bu noktada ortaya çıktı. Bu, insanın bilinmeyenle yüzleşme cesaretini ve zaman karşısındaki kırılganlığını anlatan bir hikâyeye dönüştü."
Ağustosun son kitabı #brandonsanderson dan geldi. #lejyon un ikinci kitabı #kayıpcesedinpeşinde ilk kitabı gibi beyin devrelerimi yakarak bir solukta bitti diyebilirim.
Şimdi efendim şöyle ki vücudumuzun her bir hücresi yedi yüz elli milyon veri içermekteymiş. Tek bir parmağımız dahi, internetteki tüm bilgiye sahipmiş aslında. Derler ki:
"hayal etsenize; yanında laptop taşımak yerine zaten vücudunda olan organik bir bilgisayar kullandığını düşün. Veriler baş parmağında depolanacak, gözlerin ekran olacak. Ağır bir bilgisayar bataryası taşımak yerine sabah fazladan bir sandviç yemen yetecek..."
"Sorun depolamak değil, sorun verilere ulaşmak. Bunun için hücreleri çıkarmak gerek..."
Biyoteknoloji firması çalışanları, virüs sayesinde hücreye veri aktaran yeni bir mekanizma üzerinde çalışıyorlar. Bu virüs hücreye sızıyor ve veriyi DNA ya ekliyor. Mekanizmayı geliştiren bilim insanı, yaptığı her şeyi kendi hücrelerine işliyor ve ölüyor. Esas büyük sorun ceset çalınıyor ve kitapta bundan sonra başlıyor. Cesedi bulmak, şifreleri çözmek, insanlığı bu virüsten kurtarmak için halüsinasyonlarıyla ün salmış Stephen Leeds'den yardım istiyorlar. Sonrası seyreyleyin cümbüşü. Bu sefer beni benden alan kısmı Leeds'in halüsinasyonunun cep telefonu olması ve diğer halüsinasyonlarıyla görüntülü konuşma yapması.
Keyifli okumalarınız daim olsun...