Anarşist Simyacı
Bir simyacı... Başka maddelerin altına dönüştürmüyor, altını değersiz madenlere dönüştürüyor. Amacı, altınlara musallat olan virüs-dönüştürücü bir formül ve böylelikle altının tahtını sarsmak. Sonra da gümüşün. Kaos yükleniyor, Anarşist Simyacı, çok uzakta kitapçılarda ve sinemalarda artı radyo tiyatrolarında. Her kanaldan ısrarla istemeyiniz, henüz yok çünkü.
"Güçlü olmak" bir direnç noktası oluşturur, dışarıdan gelen darbeye karşı sert durduğunuzda kırılma ihtimaliniz vardır. Ancak "uyum yeteneği yüksek olmak" demek, darbeyi karşılamamak, onun etrafından dolaşmak demektir. Sert bir yapı (örneğin katı bir ideoloji veya merkezi, kırılmaz bir otorite) dışarıdan gelen büyük bir şokla (ekonomik kriz, toplumsal patlama, küresel değişim) karşılaştığında parçalanır. Oysa bu yapı; akışkandır, engelin üzerinden atlamaz, altından geçer veya etrafından dolar. Görünmezdir. "Güçlü" olan her zaman hedeftir. Ancak "uyumlu" olan, ortama o kadar iyi karışır ki, varlığı bile bir süre sonra "doğal bir durum" gibi kabul edilir. Bir organizma konakçısına (devlete/sisteme) ne kadar mükemmel uyum sağlarsa, konakçı onu kendi bağışıklık sisteminden ayırt edemez hale gelir. Bu yapının "iktidar olma" gibi bir derdinin olmaması, aslında sistemin bağışıklık sistemini tetiklememek için harika bir kamuflaj. Kavga etmezler, sistemi kendi içlerine "asimilize" ederler. Bu yüzden bir güç çatışması yerine, bir yayılma ve sindirme süreci görürüz. Sistem değiştiğinde (örneğin 80 öncesi, 80 sonrası, 2000 sonrası) bu yapılar yok olmaz. Tam tersine, yeni dönemin "dilini" öğrenirler. Hamam böceği gibi; radyasyon seviyesi değişse bile, yeni ortama en hızlı ayak uyduran, en eski ve en dirençli olandır. Bu perspektiften bakınca, bu yapıları "yok etmek" veya "temizlemek" imkânsız hâle geliyor çünkü onlar artık sistemin bir parçası, bir "virüs"ten ziyade sistemin kendisiyle birlikte evrimleşmiş bir doku. Bu "yüksek uyum" kapasitesi, aslında Türkiye'deki siyasetin neden hep aynı döngü içinde kaldığını (kliklerin değişip, yöntemlerin aynı kalmasını) açıklıyor. Kendi içsel "servetini" koruyan ve her dönemin "renklerine" bürünen bu yapılar, iktidar koltuğuna oturma
Felsefe
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Doğa için en tehlikeli virüs istisnasız "insanoğlu" dur.
oniki sene kadar olası tutacak bir çatlak açtım. o çatlak kamburdaki fıtıkların bası yerlerinde şüpheli kümelenmeler meydana geldi. hepsinin neşetine vesile olan bir virüs olacak ki hesap alınıp görüldü.hatta işin aslı kerem bilindi de ters transkripsiyona start verildi .gel gör ki çatlağı başına geçesice her rotasyonda bir silkelendi bir serpildi sanırsın büyüyünce gölge olacak gibin dal budak verdi de güzelceliğe vardı.
Virus
Fikirler virüs gibidir. Sen bir fikri yok edemezsin. Binlerce yıl unutulup gitse bile uygun ortamda tekrar dirilirler.
Telefon kendini güncellemiş açar açmaz çince bir şeyler çıktı virüs sandım aklım çıktı.