Camerlengo, "Bilimle din arasındaki eski savaş sona erdi." dedi.
"Siz kazandınız. Ama hakkınızla kazanmadınız. Cevaplar sunarak kazanmadınız. Toplumumuzu o kadar radikal değişikliklere uğratarak kazandınız ki, bir zamanlar yön gösterici olarak kabul ettiğimiz gerçekler, şimdi kullanılmaz oldu. Din bununla baş edemez. Bilim katlanarak gelişiyor. Bir virüs gibi kendi kendini besliyor. Her keşif, yeni keşiflere kapı açıyor. İnsanlığın tekerlekten arabaya geçmesi binlerce yıl almıştı. Ama arabadan uzaya geçiş arasında on yıllar var. Artık bilimsel gelişmeleri haftalarla ölçüyoruz. Kontrolden çıkmak üzereyiz. Aramızdaki mesafe giderek açılıyor ve dini dışlayan insanlar kendilerini ruhani bir boşluğun içinde buluyorlar. Anlam bulmak için kendimizi harap ediyoruz. Ve inanın bana, gerçekten harap ediyoruz. UFO'lar görüyoruz, bağlantılar kuruyoruz, ruh çağırıyoruz, beden dışı deneyimier yaşıyoruz, geçmiş hayatlarımızı sorguluyoruz... tüm bu tuhaf fikirleri bilimsel bir kalıba uyduruyorlar, ama hepsi de düpedüz mantıksızlık. Yalnız, azap çeken, kendi aydınlanmasının ve teknolojiden bağımsız herhangi bir şeyin olabilirliğini kabul edemeyişinin esiri olmuş modern ruhların çaresiz yakarışları.
Zaman geçince bazı yaşanmışlıkların unutulduğunu sanıyoruz, öyle olmuyor; vücudumuzda saklanan belalı, sinsi bir virüs gibi zayıf anlarımızı kolluyorlar, fırsatını bulunca her şeyin acısını çıkarmak istercesine merhametsizce saldırıyorlar. Hiçbir şeyin geçti yok.
Ölüm bir varlık değil, bir varoluş haliydi. Bizler, onu insanlaştırıp şeytanlaştırıyorduk. Ona bir ruh veriyorduk çünkü yüzü olan bir şeyi mahkum etmek daha kolaydı. Hastalık da aynı ama onu mahkum etmek çok daha kolaydı. Çünkü hastalığın bir sebebi vardı. Virüs, bakteri, kusurlu hücreler...
Bunların zaten bir yüzü vardı.
Zamanın ise bir yüze ihtiyacı yoktu.
Zaman açıkça çalıyordu.