Hipergerçek, Baudrillard'ın en çarpıcı kavramlarından biridir ve gerçek ile simülasyon arasındaki farkın silikleştiği bir durumu ifade eder. Hipergerçeklikte, simüle edilen imgeler ve deneyimler, gerçeği o kadar etkili bir şekilde taklit eder ki, insanlar neyin gerçek neyin sahte olduğunu ayırt edemez hale gelir. Örneğin, çoklu medya ve sanal gerçeklik kullanımı ile, insanlar gerçek deneyimlerin yerini almış ‘hipergerçek’ durumlar yaşarlar. Bu durum, toplumsal ilişkinin, deneyimin ve bireyin algısının temelinden sarsılmasına neden olur.
Günümüzde gerçek artık minyatürleştirilmiş hücreler, matrisler, bellekler ve komut
modelleri tarafından üretilmektedir. Bu sayede gerçeğin sonsuz sayıda yeniden üretimi mümkün olmaktadır. Bundan böyle rasyonel bir gerçeğe ihtiyacımız olmayacaktır zira “gerçek” ideal ya da negatif süreçlerle başa çıkabilecek (boy ölçüşebilecek) bir durumda değildir. Artık işlemsel bir gerçek vardır.
Aslında gerçek bu değildir çünkü onu sarıp sarmalayan bir düşsellikten yoksundur.