Kitaba tam küsecekken bu dargınlığımı haketmediğini belirtmek istiyorum. Fakat bu kırılmadığım anlamına gelmez.
Uyuyan Güzeller'in benim için yeri farklıdır,. Stephen King'in kalemiyle daha hiç tanışmadan önce gözüme kestirmiş, hem konun eşsizliğinden, hem de kitap kapağının son zamanlarda gördüğüm en seksilerinden biri olduğu için satın almıştım.
Uyuyan Güzeller, adından ve konusundan da anlaşılacağı üzerine feminist/ütopya romanıdır, bu kitabı, bir erkek olarak, oğluyla ele alan King'in empati yeteneği oldukça gelişmiş olmalı.
Bir gün uyuyan tüm kadınlar güveler tarafından kozalanır ve bir daha uyanamaz. Uyumamak için uyanık kalmak zorundasındır, ama nereye kadar uyumayacaksın? Bir hafta? İki, üç?
Uyuyunca nereye gideceksin? Biz insanlar uykuya ölümün diğer yarısı deriz, orada bizi kendine çeken rüyalar ve gerçek hayatta gerçekleşmesi imkansız olan her şeye kucak açan bir alem vardır.
Bu alemin kapısı nedir peki? Göz kapakları. Uyudun ve bam! Hoşgeldin kadınlar dünyasına; savaşsız, erkeksiz, şiddetsiz, doğurgan ve üretken bir dünya.
Kişisele inecek olursam; kitabı gerçekten çok beğendim ve yeri hala bende farklı. Hayal kırıklığı yaşamamın sebebi ise sanırım benim beklentilerim. "Tüm kadınlar uyuyor ve yok oluyorlar dünyadan!", "Konuya bak be, eee erkekler ne yapacak peki bu dünyada?" "Kim uyutuyor bu kadınları? Uyudukları an gidecekleri yer neresi?" gibi sorular vardı aklımda uzun zamandır. Cevap aldım mı? Evet. Tatmin edici miydi? Kesinlikle hayır. Bu denli eşsiz ve yaratıcı bir konuyu ele alan kitap daha ince işlenmeli ve ayrıntılar üzerinde daha çok durulmalıydı diye düşünüyorum. Ama bu düşüncemi daha fazla açmak istemem; spoiler kurbanı olmasın okuyan.
Ben hakim olduğum bir yazarı tanırım, onun yazdığını bilmesem bile okuduğumda "şu yazarın kalemi bu" derim,