Ben aslında bir kitap okumadım biri oturmuş karşıma sigarasını yakmış içini dökmüş. Öyle süslü cümlelerle değil bazen küfürle bazen susarak bazen de “ne alakaysa?” diyerek anlatmış derdini. Ve ben dinlemişim. Bazı insanlar sevince büyümüyor dağılıyor. Toparlanmaya çalışırken daha çok dökülüyor. Ve bu hal ayıp değil zayıflık hiç değil. Bildiğin hayat. Mesela şurada durdum uzun süre
“Tütünümü, anahtarımı aldım… eksik olanın ruhum olduğunu fark ettim.”
Bunu okuyunca insanın eli cebine gidiyor ama aradığı şey anahtar değil.
“Ben de kaç kere böyle çıktım evden?” diye soruyorsun kendine.
Çıkıyorsun ama sen yoksun orada.
Kitap boyunca en sevdiğim şey şu oldu
Kimse kimseye ders vermiyor.
Kimse “doğru budur” demiyor.
Sadece yaşanmışlık var. Yorulmuşluk var. Bir de bitmeyen bir Müzeyyen meselesi.
“Ne olmuştu da, ‘Seninle dünyanın her yerine gelirim,’ diyen Müzeyyen çekip gitmişti?”
Bu soru kitapta soruluyor ama cevabı yok.
Zaten hayatta da yok ya. İnsan bazen gidenin neden gittiğini değil neden kaldığını sandığını sorguluyor. Bu kitap aşk kitabı değil aslında. Daha çok aşkın içinden çıkamama kitabı. Takıntı mı tutku mu alışkanlık mı adı ne olursa olsun insanın içini kemiren o şeyin kitabı.
Bir yerde şöyle diyor
“Dağıtmazsam toparlayamazdım.”
Bu cümle var ya…
Hayatımın bazı dönemlerini tek başına özetliyor. Önce her şey darmadağın olacak ki neyin sana ait olmadığını anlayabilesin. Kitapta beni en çok vuran şeylerden biri de şu his oldu İnsan bazen gitmek istemiyor yok olmak istiyor.
“Yok olmak. Toz olmak istiyordum… Yerime Kız Kulesi’ni bıraksalardı.”
Bu bir kaçış değil. Bu yorulmanın geldiği son nokta.
Ve finalde…
Sınıflarımızda bazen bizi çaresiz bırakan, yeterliliğimizi sorgulatan, durmak bilmeyen, sözlerimize, uyarılarımıza kulak asmayan O öğrenci için kullanabileceğimiz harika bir yöntem olabilir sıraların ve defterlerin dilinden mektup yazmak…
“Ne yaptın?” diye sordu köstebek. “Mutluluğu bulabildin mi?”
“Ne yazık ki bulamadım,” dedi Fırfır üzülerek. “Oysa her yere baktım.”
Köstebek, “Üzülme, gel otur,” dedi. “Mutluluğu başka yerde aramana gerek yok ki. Mutluluk senin elinde aslında. Küçük şeylerle bile mutlu olabilirsin.”
“Herkes mutluluğu bulmaktan bahsediyor,” dedi fare Fırfır birden.
“Mutluluk da neymiş?” diye sordu köstebek merakla.
“Ben de bilmiyorum,” dedi Fırfır. “Ama onu bulunca kendini daha iyi hissediyormuşsun galiba.”