Nitekim onaylamadığını yapmakla yaptığını onaylıyormuş gibi görünmek arasında büyük bir fark, vardır: Birini zayıf insan yapar ama diğeri ancak bir uşaklık alışkanlığı olabilir.
Cumhuriyetlerde sadece toplumu yönetenlerin baskısına karşı savunmak değil, toplumun bir kısmını diğerinin adaletsizliğine karşı güvence altına almak da büyük önem taşır.
Birleşik Devletler'de vatandan bahsedildiğini duydum. Halkta gerçek vatanseverlikle karşılaştım, halkı yönetenler arasında ise bunu çoğu zaman boşuna aradım.
Tek bir kişinin mutlak yönetimi altındayken despotizm ruha dokunabilmek için kabaca vücuda vuruyordu, ruh da bu darbelerden kaçarak zaferle onun üzerinde yükseliyordu fakat demokratik cumhuriyetlerde zorbalık hiç de böyle işlemiyor, vücudu bırakıp doğrudan ruha yöneliyor. Artık efendi, ya benim gibi düşüneceksi-niz ya da öleceksiniz, demez, şöyle der: Benim gibi düşünmek zorunda değilsiniz, hayatınız, malınız mülkünüz, hepsi sizde kalır ancak bu günden itibaren aramızda bir yabancısınız. Medeni haklarınızı korursunuz ama bunlar hiçbir işinize yaramaz olur zira hemşerilerinizden sizi seçmelerini istediğinizde size oy vermeyecekler, onların sadece saygısını istediğinizde bile bunu esirger görünecekler. İnsanların arasında kalacaksınız ama insan olma hakkınızı yitireceksiniz. Benzerlerinize yaklaştığınızda pis bir varlıkmışcasına sizden kaçacaklar, sizin masum olduğunuza inananlar bile sizi terk edecekler zira icabında onlardan da kaçılacak. Güle güle gidin, canınızı bağışlıyorum ama size bıraktığım hayat, ölümden de beter.