Küçük çocuğun katlandığı acılar konusunda bir duyarlılık kazanmadığımız sürece yetişkinin gücünü bu şekilde kullanıyor olması kimsenin gözüne batmayacak, ciddiye alınmayacak ve önemi de geniş ölçüde küçümsenecektir. Çünkü söz konusu olanlar "sadece çocuktur." Fakat bilmeyiz ki, yirmi yıl sonra bu çocuklar bütün bunların acısını kendi çocuklarından çıkaran yetişkin birer insan olacaklardır. Belki bilinçli olarak "dünyadaki" zulüm ile savaşacaklar fakat bilmeden "çevrelerinde" bulunanlara eziyet edeceklerdir. Çünkü zulmü erken yaştan beri tanımakta ve bilgi olarak bedeninde taşımaktadırlar.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"...intihar düşüncelerimi de şimdi daha iyi anlayabiliyorum; özellikle de gençken neden intihar etmek istediğimi anlıyorum. Yaşamı sürdürmek bana anlamsız görünüyordu; aslında herhangi bir şekilde, hiç istemediğim ve her an gözden çıkarabileceğim yabancı bir hayat yaşadığım için bana böyle geliyordu."
Bunalımdan kurtulmakla sürekli bir mutluluğa ya da acıların hiç var olmadığı bir ruh hâline kavuşmayız; sadece canlılığımıza, kendiliğinden ortaya çıkan duygularımızı yaşayabilme özgürlüğüne kavuşuruz. Duyguların her zaman "mutlu", "güzel", "iyi" olmamaları, insanî olanı beyazdan siyaha bütün tonları ile yansıtmaları, kıskançlığı, hasedi, öfkeyi, gücenmeyi, umutsuzluğu, özlemi ve yası dökmeleri yaşamın çeşitliliğinin bir gereğidir.