Her şeyi, herkesi kaybetmişti. Bütün bu kayıplar arasında en acısının Vuslat olduğunu hissetti. Bu boşluğu doldurabilecek hiçbir şey yoktu. Oysa Vuslat'ı hep bir gölge, loş bir ışık, duvarların renginde kaybolan bir eşya gibi görmüştü. Ortadan kaybolsa da yokluğu anlaşılma- yacak kadar sıradan bir eşya.. Sevmek için zaman bulamamış, daha doğrusu hiç aramamıştı.
Hatırası var Sultân-ı Nebî’nin her taşında
Ayrılık oda döndü, yanıyor gözyaşında
Leyl-i İsrâ yer aç bana da bağrında
İsmini Rabbim verdi bizzat Kur’an’da
Sahran, arzın arşa en yakınında
Mescid-i Aksâ denildi adına
Umutla bekledi ümmeti her anda
Tarifi yok bu ayrılığın cihanda
Lütfeyle Allah’ım vuslat olsun sonunda
Ukbaya kalmasın, cem olalım avlusunda