"Alemde meşhut olan bu devran,
Tekâmül içindir, kemale doğru
Her nokta cevval, her zerre raksan,
Uçup giderler visale -vuslat- doğru. "
Filibeli Ahmet Hilmi
Şunu iyi bilmek lazım ki Cenâb-ı Hakk'a vuslat, cennet nîmetlerinden çok daha lezzetlidir. O'nun cemâl-i ilâhîsinden uzak ve mahrum kalmak da en büyük hüsrandır. (Zira iki Cennet vardır. Birincisi, kulluğun mükafat mekânı olan Cennet, ikincisi ise Cemâlullah cennetidir.]
(...) Çünkü burada anlatmak istediğimiz husus, satrançta tasarrufa konu olan edilgenin yaratılış kulu olduğudur. Aynı zamanda o kul, irade ve gayretiyle yerine getirdiği ilahi emir ve yasaklara aykırı davranışlardan da sorumludur. O halde kul, varlık ve yokluk satrancının tahtasında her durumda tasarrufa ve etkiye konu olandır. Yokluk halindeyken Allah onu yaratır, sonra kudret ve iradesiyle amellerini yaratır, onu yükümlü kılar, kendisinden ortaya çıkan işleri kula nispet eder. Bunlar kulun özgür iradesiyle ve -Allah'ın hikmetine göre- çabasıyla ortaya çıkan davranışlardır. Allah ona sevap verirse ihsanıyla verir; cezalandırırsa adaletiyle cezalandıır. Allah şöyle buyurur: "Ancak sana ibadet eder ve ancak senden yardım isteriz, bizi doğru yola ulaştır, nimet verdiklerinin yoluna, gazap ettiklerinin veya dalalete uğrayanların yoluna değil."*