Çoğu insan Kafka’nın ihtiyarına benzer. Umut ederler ama yüreklerinin sesini, itkisini dinleme ve ona göre davranma yetisinden yoksundurlar; bürokratlar onlara yeşil ışık yakmadığı sürece beklerler de beklerler.
Ölüm, kâğıt ağırlığının içinde de vardı, bilardo masasının üstünde sıralanmış kırmızı-beyaz dört topun içinde de. Ve hayatımız boyunca onu ince bir toz gibi ciğerlerimize çekip duruyorduk.
Boğucu gecenin içinde gittikçe koyulaşır gibi görülen bu karanlıkların arasından, onun hayatını aydınlatacak ışık, uzay boşluklarında kaybolmuş bir yıldız gibi parlamaya başlamıştı: Muhteşem müzikti bu…