"Hüzün demişken," diyor Vylea. "Biliyor musunuz, mutlu anlarımız için hissettiğimiz hüznü adlandıran ayrı bir sözcük vardır ata dilimizde." Sesi kendiliğinden bulutlanıyor. "Yazık ki başka bir dile çevrilirken ikisi de 'hüzün' diye çevrilir. Böylelikle hüzünlerimizin farkı kaybolur yabancı kalplerde."
"Hüzün demişken," diyor Vylea. "Biliyor musunuz, mutlu anlarımız için hissettiğimiz hüznü adlandıran ayrı bir sözcük vardır atadilimizde." Sesi kendiliğinden bulutlanıyor. "Yazık ki başka bir dile çevrilirken ikisi de 'hüzün' diye çevrilir. Böylelikle hüzünlerimizin farkı kaybolur yabancı kalplerde."
"Aşka hazır olmayanlar aşka tutulduklarında, ne yapacaklarını tam olarak bilemezler. Onların aşkında kaçınılmaz sonu hazırlayan tuzaklar çok daha kolay barınır. Her ne kadar aşk genç kalplerin işi olsa da, aşkı yaşamak tecrübeyle kazanılmış donanım ister. Gençken kolay sahip olunamayacak bir donanım. Nasıl yaman bir çelişki değil mi?"
"Mutlu musunuz peki?" "Huzurluyum. Mutluluk benim için hiçbir zaman önemli bir kavrram olmadı. Daha çok bir rastlanti gibi yaşadım mutluluğu. Kısa anların hediyesi gibi. Yaşamın karşıma çıkardığı bazı anlar benim için mutluluk demekti, o kadar... Hem unutmayın, mutluluk her zaman eğlenceli bir şey değildir. İnsan mutlu olmak için âşık olmaz. Aşk bir kaçınılmazlıktır."