Gözlerinin içine baktım geçenlerde, ey hayat! Dipsizliğe gömülüyordum sanki. Ama sen beni altın bir oltayla çektin çıkardın, alay edercesine güldün, sana dipsiz dediğimde. "Bütün balıklar öyle derler" dedin; "dibini göremedikleri şey dipsizdir onlarca."
Bazı anılar var ki zihnimin ortasında bir kara delik gibi büyüyor, geriye kendinden başka hiçbir şey bırakmayana dek beni tüketiyor. Çoğu zaman yaşananları inkar ederken, o gerçeklere takılıp düşmem için her şeyi yapıyor.
EREN
Bir tapınak gibi inşa ettim seni, içindeki tek kurban kendimken.
Şimdi gölgenden geriye kalan o soğuk sessizliği üzerime örtüyorum.
Kendimi sende harcarken unuttuğum o çocuksu gülüşlerimden.
Benden, geriye ne kaldıysa da geçmişimden kaçamıyorum.
EREN
İnceldikleri, soğuklaştıkları zaman, ruh değildir onları incelten ve soğuklaştıran, kıskançlıktır. Kıskançlıklarının belirtisi de şudur: hep fazla ileri giderler; öyle ki yorgunlukları, en sonu, karda uyumak zorunda kalır.