Trump’tan Reform UK’ye: Aynı Hikâyenin Farklı Yüzleri
8/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 20:43
Bu kitabi elime almamin belirli bir nedeni vardi. Son yillarda Ingiltere’de Reform UK’nin yukselisini, Almanya’da asiri sag partilerin guclenmesini, Avrupa’nin bircok ulkesinde merkez siyasetin zorlanmasini ve Amerika’da Donald Trump’in yeniden yukselisini izlerken ayni soruyu dusunmeye basladim: Bati demokrasilerinde tam olarak ne oluyor? Michael Lind’in The New Class War kitabi tam da bu sorunun pesine dusuyor. Lind’e gore bugunun temel catismasi artik klasik anlamda sag ve sol arasinda degil. Bir tarafta teknokratlar, uzmanlar, buyuk kurumlar ve yonetici elitler; diger tarafta ise kendisini sistem tarafindan temsil edilmedigini dusunen genis halk kesimleri bulunuyor. Populizmin yukselisini de bu gerilimin bir sonucu olarak goruyor. Ancak kitabin en sevdigim yani, populizmi de teknokrasiyi de tek basina cozum olarak gormemesi oldu. Lind’e gore sorun kadar cozum de denge meselesi. Kitap boyunca aklima surekli Daron Acemoglu’nun Dar Koridor’u geldi. Acemoglu kurumlar ve guc dengeleri uzerinden ilerlerken, Lind daha cok siniflar ve temsil meselesine odaklaniyor. Ama ikisinin vardigi yer birbirine oldukca yakin: Gucu ancak baska bir guc dengeleyebilir. Lind’in onerileri de bu noktada sekilleniyor; isci sinifinin siyasal temsilinin yeniden guclenmesi, sendikalar ve ara kurumlarin canlandirilmasi, ekonomik gucun daha dengeli dagitilmasi ve toplumun farkli kesimlerinin karar alma sureclerine yeniden dahil edilmesi. Acikcasi kitabin bu bolumlerinde kendimi yazara oldukca yakin hissettim. Bankaci gozuyle bakinca kitabin ekonomik tespitleri de oldukca tanidik geldi. Son kirk yilda buyumenin meyvelerinin buyuk bolumu emekten cok sermayeye gitmis. Bize uzun yillar “iyi egitim alirsan kazanirsin” denildi ama Lind’in ortaya koydugu tablo, asil buyuk kazancin hisselerde,
The New Class WarMichael Lind · Atlantic Books · 20211 okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2026 12. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 22:58
The Art of War, savaş stratejileri üzerine yazılmış dünyanın en etkili eserlerinden biridir. Yaklaşık 2500 yıl önce yazılan bu kitap, sadece savaş meydanlarında değil; iş hayatı, liderlik, ticaret ve günlük yaşamda da rehber olarak görülmektedir. Sun Tzu kitapta, “En büyük zafer savaşmadan kazanılandır.” düşüncesini ön plana çıkarır. Güç kullanmadan rakibi analiz etmek, doğru zamanı beklemek, stratejik düşünmek ve sabırlı hareket etmek kitabın temel mesajları arasındadır. Kitap kısa ama yoğun bir anlatıma sahiptir. Her bölümde taktiksel düşünme, liderlik, disiplin ve insan psikolojisi üzerine önemli çıkarımlar bulunur. Özellikle rekabetin olduğu alanlarda insanın bakış açısını geliştiren bir eser olarak öne çıkar. Genel olarak Savaş Sanatı, yalnızca bir savaş kitabı değil; strateji, akılcı hareket etme ve doğru karar verme üzerine zamansız bir rehberdir.
Savaş SanatıSun Tzu · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202649,6bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Of bitiremeyeceğim maalesef ve sebebi de çok net, bu kitap dünyanın en geveze kitabı. Vır vır vır... İnsanın kitap okurken kafası şişer mi? Şişer! Woody Allen filmi gibi, God of War gibi bir şey bu. Ne anlatıyon ne anlatıyoooon? Her şeyi anlatıyor ya içim şişti. Cehennemin dibine yallah.
Afrikalı LeoAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202418,4bin okunma
The war is over
6/10
·292 syf.··
2026 14. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 18:10
Kitaba başladığım saniye dedim ki ya sen niye hala bu seriyi okuyorsun ki bıkmadın mı? Hele kitap America'nın Maxon'ı baştan çıkarmaya çalışmasıyla başlıyor ve resmen yerin dibine girdim böyle America adına moleküllere fln dönüşüp yok olmak istedim, acayip kötüydü. Ama maalesef kitap yarım bırakamama huyumdan dolayı devam ettim ve SONUNDA bitti. Yine çok hızlı okudum ve akıcıydı, zaten bu noktalarda bi sorun olmadığını biliyoruz benim derdim Maxon. Maxon sen tam bir çocuksun. Büyü artık diye omuzlarından sarsasım geldi her seferinde. Americaya ise 1 ve 2. kitaptaki kadar sinir olmadım hatta bazı davranışlarını takdir ettim o yüzden ekstra 1 puan verdim kitaba. Kızlar arasındaki ilişkilerin değişimi bence güzel işlenmişti, o sahneleri okumak da zevkliydi. Onun dışında son çok aceleye gelmiş gibi hissettirdi. Yani olaylar oldu ve tak diye sona geçtik falan bilmiyorum biraz daha yedire yedire yazılabilirdi. Sanki yazar sıkılmış da hemen bitirmek istemiş artık gibi hissettim. Bu arada şimdi ben Maxon'a sövdüm o kadar ama mektupları acayip şekerdi. Bi de sonlara doğru o sözleri falan orda bi hafiften yakınlaştık onla ama yine de çok ısınamadım kendilerine ya. Team Aspen sonuna kadar. SPOILER Ya Celeste nasıl ölür bize son anda kendini bu kadar sevdirip?? Anne nasıl ölür? Aspen ve Lucy ne alaka?? Bi de size tek sevdiğim karakter America'nın babası demiştim ya. Adam öldü? Yani kitapla ilgili tek iyi şeyi yok ettiğin için çok sağol Kiera Cass. Bi de Maxon'ın vurulduktan sonra America'ya mutlu ol demesi çok güzeldi ya, baya etkiledi beni.
Sonsuza DekKiera Cass · Dex Yayınevi · 2016888 okunma
Fantastic book
10/10
·976 syf.··
2026 1. kitabı
Beautiful beautiful book. Very will written and you get lose in the interactions between napolean and his companions. Not boring like some other books. Destroys a lot of myths about napolean. War pages can be drawn out though.
NapoleonAndrew Roberts · Penguin Books · 2015156 okunma
war is over
10/10
·496 syf.··
2026 20. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2026 01:46
Merhabaalar... Öncelikle bu incelememde Hainin Mührü final kitabıyla birlikte seri üzerine de genel bir inceleme yapacağım, spoilerlı bir kısım olacak oraya KOCAMAN bir uyarı koyacağım, rahatça okuyabilirsiniz<3 Hadi başlayalım... belki biraz uzun yazarım bilemiyorum çünkü şu an gerçekten değişik duygular içerisindeyim. İlk olarak, bu seri hayatıma yeni beş pencere kazandırdı. Beş farklı dünya, beş farklı bakış açısı ve beş farklı duygular. Seriyle ilgili sanırım en sevdiğim şey worldbuildingle birlikte karakterler oldu. Hepsi yaşadıkları dünya da o kadar gerçekçi karakterlerdi ki tüylerim ürperdi. Onlar hakkında da konuşacağım fakat öncelikle kitabın gerçekçiliğinden bahsedeceğim. Kitabımız evet bir distopya, doğal olarak farklı bir dünya var ama bir nokta da o kadar bizim dünyamızla benziyordu ki bu gerçeklerle duvara tosladım. Sert gerçekçi. Evet bu seri tam olarak buydu. O kadar fazla yer alıntıladım ki kitabı çizerken ellerim yoruldu. Ama her cümlede insanların aslında ne kadar iğrenç yaratıklar olduğunu hatırladım. Övgü kesinlikle farkındalıklı biri ve iyi bir gözlemci. Dünya'ya karşı duyarsız olmadığı her yazdığı kelimeden anlaşılıyor. HM3 ile birlikte hikaye artık biraz daha savaş ve isyanın bastırdığı bir noktaya erişiyor. Bu savaş ve isyan... çok gerçekçi yansıtılmıştı. Korkunç derece de gerçek. Beni çok etkileyen bir alıntı sıkıştırayım şuraya: (sahne, halka yapılan bir zulüm hakkında) "Burada çocuklar var!" dedi Aspen her yürekte vicdan varmış gibi. "Çocuklar hep vardı. Peki bu zalimleri ne zaman durdurdu?" diye sordu kadın. Bu kitap beni dünyamızın acımasız gerçekçiliğini bir kez daha hatırlattı ve şunu yapmam gerektiğini vurguladı, elimizden geldiğince iyi bir insan olmalıyız. Kitaba geri dönersek, bu gerçekçiliğin en çok hissedildiği bir
1000Kitap
Hainin Mührü 3Övgü Deveci Safi · Dokuz Yayınları · 202661 okunma