Puan vermedi·96 syf.··
2026 30. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 00:00
İnce kitapları okumayı genellikle sevmem. Hikâye tam içine giremeden bittiği için çoğu zaman aklımda yarım kalır ve bu durum beni rahatsız eder. Ama yıkık dökük bir şato ile başlayıp yıkık dökük bir kadının hayatına uzanan bu kısa hikâyeyi çok sevdim. Sanki bizzat yaşamış bir insanın bir gece bana anlattığı bir öyküyü, ben de yine bir gecede büyük bir merakla dinlemiş gibi hissettim. Kitap boyunca zihnimde sürekli tartışmalar vardı. Bu garip bir aileydi; tuhaf ilişkileri, boğucu atmosferi ve sırlarıyla insanı huzursuz eden bir evdi. Ama hikâyenin asıl kahramanı, sayfalarda çok az yer kaplamasına rağmen Isabelle’di. Isabelle; bir evlat, bir anne ve bir âşık olarak pek çok hata yapmış bir kadındı. Bana göre o kötü bir kadın değil, yanlış seçimler yapmış, özgür olmak istemiş ama bunun bedelini taşımakta zorlanmış trajik bir karakterdi. Onun yalnızca gölgesine âşık olan Lacase’i ise zaman zaman öfkeyle okudum. Çünkü Lacase, Isabelle’i bir insan olarak tanımaktan çok onu idealize etmeyi seçti. Hatta onu gerçekten tanıdıktan sonra, kendi yarattığı hayalin karşısında yetersiz kalışını ve hayal kırıklığını izlemek oldukça çarpıcıydı. André Gide, bu kısa romanda bana bir kez daha insanların çoğu zaman birbirlerini değil, birbirleri hakkında yarattıkları hayalleri sevdiklerini düşündürdü.
IsabelleAndré Gide · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20251,700 okunma
Kaldıramadım ve defalarca kitabı okumayı bıraktım
Puan vermedi·152 syf.··
2026 7. kitabı
Asılacak Kadın, tek bir trajedinin üç farklı erkek dünyası tarafından nasıl sömürüldüğünü ve çarpıtıldığını gösteren sarsıcı bir başyapıt. Pınar Kür, adalet sisteminin ve toplumsal ahlakın iki yüzlülüğünü, Melek’i bir insan olarak değil, sadece kendi arzularının ve saplantılarının bir nesnesi olarak gören karakterler üzerinden muazzam bir psikolojik derinlikle işliyor. Kitabın en büyük başarısı; dili kullanış biçimiyle okuyucuyu o klostrofobik, ağır ve acımasız atmosferin içine bizzat hapsetmeyi bilmesi.
Asılacak KadınPınar Kür · Can Yayınları · 202611,7bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·696 syf.··
2026 4125. kitabı
İlk kitabı okurken de çok etkilenmemiştim, bu yüzden ikinci kitaba büyük bir beklentiyle başlamadım. Açıkçası bu kitap benim için biraz zoraki bir okuma oldu. Hikâyenin devamında karakterlerle yeniden buluşmak güzeldi belki ama ne yazık ki olaylar beni içine çekmeyi başaramadı. Karakterlerin yaşadıkları duygular sık sık tekrar ediyormuş gibi hissettirdi. Bazı sahnelerde ilerleme görmek isterken aynı çatışmaların etrafında dönüp durduk. Bu da okuma sürecini benim için oldukça yavaşlattı. Merak duygusunu canlı tutacak sürprizler veya güçlü kırılma noktaları bekledim ama beklediğim etkiyi alamadım. Kitabın kötü olduğunu söyleyemem çünkü seveni mutlaka olacaktır. Özellikle ilk kitaba bağlanan okurlar devam kitabından daha fazla keyif alabilir. Ancak ben karakterlerle yeterince bağ kuramadığım için onların yaşadığı duygular bana geçmedi. Aldığım kitabı okumak istediğim için sonuna kadar okudum ama bitirdiğimde aklımda kalan güçlü bir duygu ya da unutamayacağım bir sahne olmadı. Benim için ne yazık ki ortalama bir Wattpad hikâyesinin ötesine geçemeyen, okunup bitirildikten sonra da çok iz bırakmayan bir kitap oldu.
Serçeyi Öldürmek 2Dilan Durmaz · İndigo Kitap · 2024308 okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2026 23. kitabı
@berfinsamaraz @eldrayayinlari #hediye Teşekkür ederim “İnsan bazen bir kişiyi değil, o kişide hissettiği duyguyu özlüyor…” Beyaz Güvercin benim için yalnızca bir aşk hikâyesi değil; geçmişin yaralarıyla, korkularla ve yeniden sevilmeye cesaret etmekle ilgili duygusal bir yolculuktu. Kitap boyunca Roza’nın iç dünyasını okurken onun kararsızlıklarını, kırgınlıklarını ve aslında sadece huzurlu sevilme isteğini çok net hissedebiliyorsunuz. Azad ve Boran karakterleri birbirinden tamamen farklı iki sevme biçimini temsil ediyor gibiydi. Biri sevgisini sessizce taşıyan, diğeri ise hislerini korkmadan gösteren bir karakterdi. Bu yüzden kitap sadece “kimi seçecek?” merakıyla ilerlemiyor; aynı zamanda insanın geçmişiyle mi yoksa umutlarıyla mı yaşayacağını da sorgulatıyor. Berfin Samaraz’ın kaleminin en sevdiğim yanı duyguları sade ama yoğun bir şekilde aktarabilmesi oldu. Özellikle iç monologlarda karakterlerin yaşadığı kırılmaları okumak oldukça etkileyiciydi. Yer yer klasik romantik kurgu havası hissettirse de kitabın duygusal atmosferi bunu taşıyabiliyor. Bazı olayların daha derin işlenmesini isterdim ama akıcılığı sayesinde kitap kendini okutmayı başarıyor. Kitap boyunca en çok hissettiğim şey; bazen insanın en büyük savaşının başkalarıyla değil, kendi kalbiyle olduğu oldu… Artıları: * Duygular çok net ve yoğun aktarılıyor * Akıcı, kolay okunan bir dil * İçsel monologlar güçlü (özellikle kırılma anları) Eksileri (dürüst olayım): * Konu yer yer tanıdık/klasik gelebilir * Karakter derinliği bazı okurlara biraz yüzeysel hissettirebilir * Daha çok “duygu odaklı”, olay örgüsü ikinci planda Kimler sever?
Beyaz GüvercinBerfin Samaraz · Eldra Yayınları · 20262 okunma
10/10
·560 syf.··
2026 19. kitabı
Merhabalar Efendim Sizlere en değerli serilerimden olan Bronz'un final kitabı ile geldim. Baştan söyleyeyim bolca duygu yüklü ve spoiler içeren bir yorum olacak. Dikkat edenlere duyrulur. Serinin final kitabı olduğu için konu kısmını atlayarak direk yoruma geçiriyorum. Bronz'un Hisarın hastalığını öğrendikten sonra onu bir onu tedavi için bir kliniğe yatırmasıyla biten son kitabımızın ardından tedavi olan Hisarı okuyarak başlıyoruz bu kitabımıza. Hisar tamamen hastalığından kurtulmuş durumda ama zorlu günler aslında onu Bronz cephesinde bekliyor. Bronz Hisara çok kızgın ve çok kırgın. Kendisini düşünmediği için, onu düşünmediği için, beraber yaşayacakları geleceklerini düşünmediği için, kendini bazı şeylere feda ettiği için. Hem kızgın hem Kırgın olan bir bronz okuyoruz. Hisar ona yaşattıkları için çok pişman ama kendi içinde de haklı sebepleri var ve bu süreçte Hisar'ın Bronz'a kendini affettirmesini ve onun peşinden bir adım olsun ayrılmamasını okuyoruz. Bronzu anlayabiliyorum o yüzden sert davranışlarını, soğukluğu gayet anlaşılabilir. Hisar'ın da yaptığı ile yüzleşmesi ve kendine ne kadar doğru gelse de sevdiği adamın bakış açısından baktığında ve bu durumla bil hassa kendisi de karşılaştığında Bronz'un ne hissettiğini, nasıl kırıldığını gayet iyi anlıyor ve bundan duyduğu pişmanlığı da her defasında dile getiriyor. Bazı şeylerin sonuna geldik final kitabımızda. Çözülen sırlarımız var, geçmişin karanlık perdesi ile yüzleşiyor karakterlerimiz. Fedakarlıklar sonucunda kaybettiğimiz karakterlerimiz var. Çok ağlayarak okudum o kısımları. Aslında Serdal'ın ölmesine üzülmemem gerektiğini biliyordum, çünkü herkes ailesiyle birlikteyken O da en güzel şekilde ailesinin yanına gitmeliydi ve onlara kavuşmalıydı. O yüzden içim bir parça buruk olsa bile onun için en güzel
Bronz 6Özge Naz · Guardian Yayınları · 202673 okunma
1/10
·236 syf.··
2026 26. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 20:46
Öncelikle şunu belirtmek istiyorum, yazarın üslubu çok çiğ. Sürekli kadınlara bir hakaret durumu var. Sürekli kadınlardan kal*ak, or...pu diye bahsetmesi midemi bulandırdı. Bir kerhaneden bahsederken oraya giden erkekleri çapkınlık ve zevk için gelen adamlar diye değerlendirip kadınlara bu şekilde hitap etmesi mide bulandırıcı… Zaten hep böyle değil midir? Namus sadece kadınadır, erkeğin elinin kirdir. O devirde de aynıymış, bugün de aynı… Kitap konusuna gelecek olursak on yedi yaşındaki Kalyopi'nin nasıl genel eve satıldığı ve sonrasında nasıl kurtarıldığını ele alıyor… Ama şu bir gerçek ki 200 küsur sayfa boyunca aynı sözleri dolandırıp dolandırıp duruyor yazar. Sevmedim, hikâyenin cazibesi kalmadı kadınlara ettiği hakaretlerden sonra. Son ana kadar kızdan şüphe duyarak başka erkekleri kapısına göndermesi de cabası… Kimse felsefe yapmasın, vay en çok eser vermiş yazarlardan falan diye… Hiç de öyle değil. Devrine göre çalkalamış bir adam. Okunur mu? Okunmaz. Sevdim mi? Hayır. Berbat. Üstelik o kadınlar kal*aksa, o kadınlara rağbet gösteren erkekler de bir numaralı pez..nktir bunu söylemeyi unutmuş zat-ı şahaneleri. Okumaya değmez, zaman kaybı.
Henüz 17 YaşındaAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20253,427 okunma