Başka bir evren

Başka bir evren

, bir kitap okudu
Puan vermedi·285 syf.··
2020 5. kitabı
Reklam
GÜNÜBİRLİK HAYATLAR ÜZERİNE;
Puan vermedi·208 syf.··
2020 4. kitabı
Bu kitap Yalom’un psikoterapi seanslarında karşılaşmış olduğu on tane öyküden oluşmaktadır. Bu öykülerin odak noktası seanstaki hastalarının bilinç düzeyinde ve bilinçaltında var olan ölüm temasının varlığıdır. Öyküler daha çok ölüm temasını işlese de günlük hayatta karşılaşmış olduğumuz ya da karşılaşabileceğimiz sıkıntılardan oluşmakta ve o sıkıntıları nasıl aşmamız gerektiğinin yollarını da kitap içerisinde bulmamız mümkündür. İrvin Yalom öykülerinin temelinde hastalarına ölümle karşılaşabileceklerini ve ölümün hayatın bir parçası olduğunu kabullenmeleri gerektiğini öğretir. Ölümü de tıpkı mutluluklarımız gibi acılarımız gibi kabul edip hayatın bütününe bakabilmeyi hedefler. İlk olarak yazma yetisini kaybettiğine inanan bir yazarın öyküsüdür ve Paul kendisi gibi yazar olan en yakın mektup arkadaşını kaybetmesiyle başlar. Paul’un yaşamış olduğu bu karmaşık duygulardan ötürü çıkmaza girdiği ve Yalomdan tek bir seans istemesiyle başlayan süreç, yazar tarafından kendisi için önemli bir duruma seçilmiş bir şahit niteliği taşımaktadır. Bu seans Yalom için beklenmedik bir gelişme olmakla birlikte karmaşık olarak adlandırılabilecek bir süreç olarak tanımlanabilir. İkinci öykü ise başarılı bir iş insanı olan Charles’in hikayesidir. Küçük yaşta babasını kaybetmiştir ve yaşamının ilerleyen yıllarında James adında çok sevdiği bir arkadaşı olmuştur ve bir süre sonra onu da kaybetmiştir. Daha babasının ölümünü aşamayan Charles, arkadaşı James’in ölümüyle iyice sarsılmıştır. Charles yaşadığı bu kayıptan sonra ölümün gerçekliğini sorgulamaya başlamış, kendi yaşantısını gözden geçirmesiyle hayatının akışında değişikliklerin kaçınılmaz olduğunu fark etmiştir. Yalom ölümle karşılaşan insanların, hayatlarındaki acı temasının gerçekliği yaşamlarındaki bazı köklü yeniliklerin
Felsefe
Günübirlik HayatlarIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 201616,2bin okunma
İÇİMİZDEKİ ÇOCUK ÜZERİNE;
Puan vermedi·254 syf.··
2020 3. kitabı
Yazar, ‘tüm insanların içerisinde bir çocuk’ vardır görüşüne sahiptir ve bu içimizdeki çocuk her zaman olması gereken sağlıklı bir orta içerisinde gelişimini sürdüremeyeceğini söyler. Bireylerin yaşantısı, ailesi, büyüdüğü çevre, okuduğu okul, etkilendiği kültür akımları çoğu kez bireylerin sağlıklı gelişim göstermesini engeller. Birey bedensel açıdan büyür fakat içindeki çocuk psikolojik olarak zayıf ve sağlıksız kalır. İçindeki o sağlıksız çocuğa bireyin kişiliği bağlaşık hale gelir çünkü birey yaşamın özündeki mutluluğunu, kendi değerini, ilişki halindeki bireylerin gözünden, davranışlarından, söylemlerinden kısaca başkalarının ona yüklemiş olduğu değerde arayış gösterir ve kendi değerini aslında başkalarının ona biçtiği değerleri algılama biçimi de denebilir. Bu sayede bağlaşık kişiliğinin temelini oluşturur. Aile bir sistemdir ve hepimizin bu sistemin parçaları olduğunu söyleyebiliriz ve hepimizin üstlenmiş olduğu toplumsal roller bu sisteme aktiflik kazandırır. Sistem içerinde yer alan her bir toplumsal rol, bireylerin kendine özgü olan kişiliklerinin bir parçasını oluşturur ve bu kişilik bazı bireylerde uyuma yol açarken bazıların da ise uyumsuzlukla sonuçlanır. Sağlıklı bir aile yaşantısında bireylerin ihtiyacı düzenli olarak karşılanır, bireylerin gelişimi için uygun bir ortam yaratılır ve bu ailelerde bireyler arası ilişkiler açık, anlaşılır ve net bir yapıya sahiptir. Aile kendi dışındaki bireylerle yani toplumla ilişkisini dengelemiştir ne tamamen bağımsızdır ne de onların boyundurluğu altındadır ve böyle bir ailede varlığını sürdüren bireyler; kendi benliklerinin sınırlarının farkında olan ve özünde kendisini değerli bulan, yaşamla bütünleşmiş, duygu ve düşüncelerini ayırt eden ve kendisini ifade etmekte de zorlanmayan bireyler olarak yetiştirir.
Felsefe
İçimizdeki ÇocukDoğan Cüceloğlu · Remzi Kitabevi · 201710,3bin okunma
KİTLE PSİKOLOJİSİ ÜZERİNE;
Puan vermedi·136 syf.··
2020 2. kitabı
·
7574 günde okudu
·
Okunma: 25 Eylül 2020 02:23
Freud aslında kitabının ilk başlarında bireysel psikoloji ve kitle psikolojisi arasında önemli görülebilecek farkları daha keskin bir şekilde belirtirken, kitabın geri kalan sayfalarına doğru bu keskinliğin giderek kaybedildiği görülür. Ünlü psikiyatrist kitabını daha iyi anlayabilmek adına kitle psikolojisi olarak tanımlanan kavrama dikkat edip bir ön araştırma yapmanın faydalı olacağı düşüncesindeyim çünkü Freud’un hangi grupları kitle olarak ifade ettiğini belirsizliklerle donattığını göreceksiniz ya bilerek yapılmış bir durum ya da farkında olmayarak belirsiz bırakılmış bir kavramla karşılaşacaksınız. Benim anlamış olduğum kitle psikolojisi kavramını ise şöyle tanımlayabilirim; kendisini eleştirebilen ya da çevresine eleştirel gözle bakamayan, kendisini ve çevresindeki durumlara karşı sağduyusunu kaybetmiş, düşünme üzerine herhangi bir eylem gerçekleştirmeyen, her şeye inanç yoluyla bağlı olan, şiddet eğilimi yüksek, vicdan ve ahlak tanımlarını yok sayan, sürü gibi hareket ettiğine inanılan toplulukların kitle psikolojisi kavramıyla tarif edildiği görüşündeyim. Kitle psikolojisi, bir ideoloji çevresinde toplanmış olan insanların ortak davranışlarını ele alır. Bireysel psikoloji ise bu toplum psikolojisi içinde yer alan bir yapıdır fakat bireyler; toplumsal varlığıyla ve kurmuş olduğu karşılıklı ilişkilerle bütünleşmiştir ve bu haldeyken dahi kişiliğinin yok olmadığını, bir yandan birey olmaya devam ettiği söylenebilir. Kitle kavramının bu açıdan topluluktan ayrıştığını söyleyebiliriz, onun için önemli olan kolektif ruh bilinci kazandırmaktır. Kitle içine katılan kişiler kendi özelliklerini kaybederek kitlenin bir parçası haline gelirler. Bireyin duyguları ve düşüncelerinin aynılaşması, aldığı emirler ve telkinler üzerine bir düşünme eylemi gerçekleştirmeden
Felsefe
Kitle PsikolojisiSigmund Freud · Say Yayınları · 20174,187 okunma