Ophelia

Ophelia
Hastalıktan yoksun bir ruh olman dileğiyle.
Genç Werther'in Acıları
8/10
·126 syf.··
2022 13. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 07 Eylül 2022 23:37
Kitapta bolca Werther’in aşkından ve sevme tarzından bahsediliyor. Tabi buna sevgi ve aşk denilebilirse. Saplantılı ve vazgeçilemez duygulara sahip olan kimse gerçek aşkı ya da sevgiyi bulabilmiş değildir. Kimse birisini kendi ruhunu unutacak kadar sevmemeli, kendini kaybetmemeli. Çünkü sürekli kendinden ödün vermek ve sevdiğin kişiye göre hayatını şekillendirmek sağlıklı bir duygu değil. Kimse bu şekilde sevmeyi ya da sevilmeyi hak etmiyor. Öz benliğimiz bu kadar savurgan bir şekilde bir kenara atılmamalı. Werther kendi tabiriyle o kadar çok seviyor ki bir süre sonra Lotte’nin yaptığı her hareket, bir bakışı bile tapılası geliyor. Onu bir ilahmışçasına yüceltip, onsuz geçen her bir dakikasını bile acı çekerek geçiriyor. Onu kutsal bir güç gibi gördüğünü kendi deyimiyle şöyle açıklıyor; ‘’ Çok acı çekiyorum, zira hayatımın tek hazzını, çevremde dünyalar yarattığım can veren kutsal gücü yitirdim; yok artık! ‘’ Ah Werther! Ayrıca Werther bu duygu silsilesine yakalanmışken Lotte’nin bir nişanlısının varlığından da haberdardır. Buna rağmen yine de kendini kaptırmaktan alıkoyamaz, bu da onun kaçınılmaz sonuna emin adımlarla yürümesine yol açar. İlk başlarda sevgisinin tek taraflı olması onun için yeterli olsa da günler geçtikçe karşılık bulamadığı bu sevgi onun için dayanılmaz bir hale gelir. Duygularını bu kadar yoğun yaşarken kendini Tanrı tarafından terk edilmiş ve yüzüstü bırakılmış hisseder. Son olarak Lotte için söylebileceğim birçok şey var fakat bunları doğru kelimelerle ifade etmek çok zor.
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024150,1bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Biri, Hiçbiri, Binlercesi
8/10
·167 syf.··
2021 3. kitabı
Bir adamın sıradan bir soru üzerine yavaşça delirmesine şahit oluyoruz. Aslında delirmek olarak nitelendirdigimiz bu durum varoluşsal bir sancının gün yüzüne çıkmasından başka bir şey değil. Baş kahramanımız olan Moscarda, başkalarının gördüğü ile kendisinin gördüğü kişinin aynı olup olmadığını sorgular. Aynada gördüğü kişinin aslında kendisi olmadığını, yabancı birisinin yüzü olduğunu düşünür. Hatta bir gün birisine yürüyüşünün nasıl göründüğünü sorar. Düşündüğü gibi yürüyüp yürümediği bir muamma, acaba başka birisinin gözünde nasıl yürüyordu? Her geçen günün ardından bu sorular işin içinden çıkılamaz bir hale gelir. Karısının gözünde sevgili Genge, Quantorzo' ya göre sevgili Vitangelo, başkalarına göre ise babasından kalan tüm varlığı elde etmiş tefeci Moscarda. Hatta kitabın bir kısmında beş tane farklı Moscarda'dan bahseder. Hepsi de başkalarının onda gördüğü Moscarda'dır ama aslında hiçbiri de gerçek Moscarda değildir. Bir ara intihar etmeyi bile düşünür fakat bundan vazgeçer. Ölümünün bile başkaları için nasıl görüneceğini düşünür, sanki kendisi için değil de başkaları için ölmek ister: "Kendini öldürmek isteyen birisi neden kendisi için değil de başkaları için ölü olduğunu hayal eder?" Moscarda'yı asıl çıkmazlığa götüren gerçeklik algısıdır. Tek bir gerçeğin olmaması onu çileden çıkarır. Onun deyimiyle bu yeni keşif yara aldığını söylediği yaşayan noktasıdır. Bu yeni keşif ile hem özgürleşir hem de kim olduğu hakkında inanılmaz bir belirsizlik hisseder: "Ben birisiyim ama kim? Kim? Ya artık gözlerim kendim için, kendi içimde nasıl olduğumu görecek durumda değillerse?" Moscarda kim olduğu ve ne yapacağı hakkında düşüncelere dalarken bir takım beklenmeyen olaylar silsilesine kapılır. Adeta hayat ona yardım etmeye çalışıyormuş gibi. Artık hayatına Moscarda
Edebiyat
Biri, Hiçbiri, BinlercesiLuigi Pirandello · Aylak Adam Yayınları · 20185,7bin okunma
Pia Mater
8/10
·424 syf.··
2021 2. kitabı
Bilimle harmanlanmış cümleleri her okuyuşumda hayret ettim. Bu kitap sayesinde öğrendiğim yeni bilgiler ve bilime olan hayranlığım kat be kat arttı diyebilirim. Bir yandan olay örgüsünü takip ederken bir yandan da ilgimi çekebilecek bir sürü bilgiye ulaştım. Bu merak uyandıran bilgileri okurken adeta kendimi bunları biliyor muydunuz başlığı adı altında bir dergiyi okuyormuş gibi hissettim. Bir yandan neden bu sorular benim aklıma gelmedi diye hayıflanırken bir yandan da hali hazırda aklıma gelen bazı soruların ardındaki nedeni araştırmadığım için kendime kızdım. Bu kitapta en çok sevdiğim şey metinlerin hangi makalelerle ilgili olduğunu belirtmek için cümleler sonuna konulan numaralar oldu, merak edip araştırmak isteyenler için bir hediye olmuş diyebilirim. İşaretlemiş olduğum birkaç makaleyi okumak için sabırsızlanıyorum. Bu öyle bir ikilem ki serinin diğer kitabına hemen başlamak isterken aynı zamanda da makaleleri okumak için sabırsızlanıyorum. İki arada bir derede kaldım sözü bugün benim için daha da anlamlı. Kısacası bu kitap sayesinde beynimize bir kez daha hayran kaldım. Bilim ve romanın çok güzel bir şekilde harmanlandığı bu kitabı herkesin okumasını tavsiye ederim. Son olarak sözlerimi kitaptan bir kısmı paylaşarak bitirmek istiyorum. ‘’ Bir anda yatağından doğruldu, adamın kendisine doğruyu anlattığından emindi. O nedenle annesine bu olayı sorup meselenin arka planını öğrenmeliydi. Çünkü geçmiş denilen şey sadece bize anlatılanlar ve bizim hatırladıklarımızdan ibaretti. Ya bize anlatılanlar yalansa ya da biz bazı şeyleri yanlış hatırlıyorsak ne olacaktı? ‘’
Nöro Roman
Pia MaterSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 201919,1bin okunma
8/10
·264 syf.··
2020 11. kitabı
Beni birkaç saatliğine de olsa gerçek dünyadan ayıran bir kitaptı. Okurken kendimi dünyalı gibi değil de daha çok uzayda gezegenler arası seyahat eden herhangi birisi gibi hissettim. Çoğu zaman kendimi gülerken ya da yapılan haklı eleştirilere büyülenmişken buldum. Kısacası bu kitapta uçsuz bucaksız evrendeki yerimi, aslında hiçbir şeyin bir sonu olmadığını ve her sorunun da cevabı olmayacağını gördüm. Bilimkurgu seven ve hayalperest olan herkesin okumasını tavsiye ederim. Son olarak kitaptan sevdiğim bir kısmı paylaşmak istiyorum: " ... ' Kedicik balığı yemezse, zayıflayacak ve iğne ipliğe dönecek, sanırım. ' dedi adam. Sesine bir şüphe sinmişti. 'Sanırım olacak olan bu.' dedi adam, 'ama bunu ona nasıl anlatmalıyım ki? ' Balığa tekrar sundu. 'Kedicik düşünsün,' dedi, ' balığı yemek ya da yememek. Ama galiba ben karışmasam daha iyi olacak.' İç çekti. 'Ben balığın iyi olduğunu düşünüyorum, ama yağmurun da ıslatıcı olduğunu düşünüyorum, sonuçta ben kim oluyorum da yargılayabiliyorum?' ..."
Evrenin Sonundaki RestoranDouglas Adams · Alfa Yayıncılık · 20172,874 okunma