Hande Allen

Hande Allen
@welldoneallen
“In me, the tiger sniffs the rose” •raven-haired •suneater #INFJ #darkacademia Goodreads: @/welldoneallen (tüm yorumlarımı buraya aktarmaya çalışıyorum)
İngilizce Öğretmeni
Yüksek Lisans
29 okur puanı
Şubat 2022 tarihinde katıldı
7/10
·384 syf.··
2024 5. kitabı
Bir süredir üstadım Stephen King dışında gerilim romanlarında diğer yazarlara da şans verme çabası içerisinde olan ben book buddylerimin (bunun tam Türkçesi ne ola ki?) tavsiyesi üzerine sıradaki şans kırıntısını Lisa Jewell üzerinde kullanmış bulunmaktayım. Her ne kadar az biraz klişe gibi gözüken bir konusu olsa da None of This is True beni gerek kitap kapağından gözünüzün içerisine sokulan başlığı ile "ben biraz klişeyim ama okudukça farklı olduğumu göreceksin" der gibiydi. Nitekim de tam olarak böyle oldu. Kitabı tekerinde döndüren iki kahramanımız var. Birisi Alix Summers (Summers soy ismi de bizdeki Yıldırım, Şimşek gibi her yerde), oldukça ünlü bir podcast yayıncısı, diğeri ise Josie Fair (soyismin detayı bence çok hoşunuza gidecek sayfaları çevirdikçe, hayatın feleğini bir türlü geçememiş bir kadın. Bu iki kadını ise ortak noktada buluşturan şey aynı gün doğmuş olmaları. Her ikisi de 45.yaş günlerini kutlamak için aynı bara gidiyor ve kader ağlarını, ya da Josie diyelim hadi, orada örmeye başlıyor. Alix Josie'yi podcast konuğu olarak davet ediyor ve Josie hayatını anlattıkça Alix ile beraber bu kadının ağzından çıkan her şeyi sorgulamaya başlıyorsunuz ve Josie analttıkça Alix'in nasıl bir çamura battığını anlamaya başladıkça da sadece Josie'yi değil, kitaptaki karakterlerin ağzından çıkan her bir cümlenin gerçekliği konusunda çelişkiye düşüyorsunuz. Bu açıdan Lisa Jewell'i pek başarılı buldum. Bu tarz okuyucuya atılan "mindtrickler" her zaman çok ama çok hoşuma gider. Fazla abartısız, evrilip çevrilmemiş sadece cümleler ile kitabı okuması rahat. Fakat 3.7 vermemin bazı sebepleri var: Burada hemen bir uyarı geçmekte fayda var kitap içerisinde pedofili, tecavüz vb pek çok detay var. Eğer bu konuda herhangi bir travmanız veyahut tetikleyici tecrübeye
None of This Is TrueLisa Jewell · Atria Books · 2023192 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·517 syf.··
2024 4. kitabı
Okurken sayfalar dolusu küfretmek istediğim kadın karakterler iki elin parmaklarını geçmez. Bu konuda listenin başını The Great Gatsby'deki Daisy çekerken Martin Eden'deki Ruth (ve ailesi) listede kendine üst sıralarda yer edindi. Sanırım kitabı bu kadar hızlı okumamın en büyük payı "Martin acaba Ruth'u affetme hatasına düşecek mi?" merakı alıyor. Hemen herkesin bildiği gibi Martin Eden yarı otobiyografik bir kitap. Jack London, kitabın yazıldığı dönemi öyle güzel işlemiş ki normalde 20.yy başlarında yazılan kitaplardan içim geçse de Martin Eden beni kendisine bağlamayı başardı. Bu kitap bol bol eleştiri, pek çok yerden vurmaya sahip. Her dönem ezilen sanatçıların nelerle uğraştığını, sınıf farklılıklarının insanları ne denli kendinden geçirdiğini apaçık şekilde, hatta biraz da fazla alenen, gözler önüne seriyor. Martin vuruluyor, tokatlanıyor, tökezliyor; kırılıyor, kopuyor, bağırıyor, ama bir türlü affetmiyor. Kitabın bence kilit unsuru tam olarak bu: Martin affetmiyor. İçinde kin beslemiyor, öfkesine yenik düşmüyor yine de affetmiyor. Hayat karşıma ne çıkarırsa çıkarsın Tibet keşişleri misali "affedici" olma mottosuna orta parmağımı gösteren bendeniz yeri geldi kendimi Martin ile özdeşleştirip inanılmaz bir haz yaşamadım dersem yalan söylemiş olurum. Bazen bazı insanları ne olursa olsun affetmemek gerekir, kendimiz için. Martin de kendi için affetmemeyi seçiyor lâkin yavaş yavaş dönüştüğü insan olmanın ağırlığı altında ezilmekten kurtulamıyor. Bu kitabı neden bu kadar "hypeladılar" tam emin olamadım. İyi bir kitap fakat sadece iyi bir kitap. Herhangi bir olağanüstülüğünü görmedim. Belki dönem kitaplarına karşı olan "büyülenmemi" zaman içerisinde kaybettim ya da benzer tarzda yazılan çok fazla eser okudum. Yine de kitap sever pek çok kişinin Martin Eden'i okuması
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,8bin okunma
7/10
·341 syf.··
2024 3. kitabı
Kitabın kapağına ve biraz da tanıtım yazılarına kanan ben daha bilimsel, daha "nörosayns" bir şeyler beklerken baya baya kişisel gelişim kitabı okuduğuma mı yanayım vaktimi harcadığıma mı bilemedim. Fena bir kitap değil ancak beklentilerimin oldukça altında kaldığı gerçeğini değiştiremiyoruz.
Atomik AlışkanlıklarJames Clear · Pegasus Yayınları · 202221,1bin okunma
8/10
·264 syf.··
2024 2. kitabı
Can Yayınları'ndan Tevfik Turan'ın çevirisi övüldüğü için okumaya başladığım bir roman Koku. Filminin kitap ile pek yakınlığı yok. Şaşırdık mı? Tabiki de hayır. Koku, işitmeden sonra benim için en etkili duyu olarak ikinci sırayı çekiyor. Haliyle konusu itibariyle de ilgi çekici bir kitap: Kendine ait bir kokusu olmayan bir çocuk dünyaya geliyor. Doğumu da kendisi gibi tuhaf, balık hâlinde bir balık kasasının ardında doğum yapıyor annesi ve nasıl olsa diğer başarısız doğumları gibi olacak ve bebek ölü doğacak diye doğumdan sonra bir kenara atıveriyor bebeği. Fakat bebek yaşıyor ve bir süt anneye veriliyor. İlk süt anne fark ediyor bebekteki tuhaflığı, "bebek gibi kokmuyor" diyor. Nitekim hiç kokmuyor bu bebek ve görmekten konuşmaktan çok kokluyor her şeyi. Yıllar geçiyor, çeşitli hastalıklardan sağ kalıyor bebek; yetimhanede diğer çocuklar öldürmek istiyor onu, ölmüyor; aylarca hummalı bir hastalıktan dolayı yataklara düşüyor; ölmüyor. Gün geçtikçe hastalıklardan ötürü de çirkinleşiyor. Ve bir gün o eşsiz koku ile karşılaşıyor. Uzun bir kitap olmamasından mütevellit bazı yerlerde çok hızlı bir geçiş söz konusu. Bir Katilin Hikâyesi başlığına sahip olan bir kitabın cinayet sahnelerinin daha detaylı olmasını beklerdim. O kısımlar öyle hızlı geçilmiş ki eline tokmak alan birinin başına vurup cinayet işleyebilir ve seri katil olabilir imajı veriyor. Fakat kitabın en can alıcı yeri tam olarak son 3 sayfası. Okurken her bir kelime gözlerimin önünde vuku buldu desem mübalağ etmiş olmam.
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 201827,3bin okunma
9/10
·256 syf.··
2024 1. kitabı
D-530. Bu ismi aklınızda tutsanız iyi olur zirâ kitaptaki her karakterin ismi sayılardan oluşuyor ve bizim anlatıcımız da D-530. 26.yy disyopyasındayız. Özel mülkiyet diye bir kavram yok, bireysellik yok, ben merkezcilik yok, insanı insan yapan duyguları, şahsi tepkileri, düşünceleri, kısacası nizi birbirimizden ayıran birey olmanın tüm bireyselliği yok bu 26.yy evreninde. Her şey alanen gözler önünde öyleki insanlar cam fanusların (ev demeye dilim varmadı) içinde yaşıyor, herkes her şeyi istediği gibi gözlemleme hakkına sahip. Sahi hak demişken hak falan da yok aslında yani bireysel hal ve özgürlük kavramı 26.yy yaşayanı için "ne ola ki?"'den öteye gitmez. İnsanlar robot gibi yaşıyor gibi düşünmeyin; her ne kadar yaşamlarını düzenleyen çizelgelere göre yaşasalar da o şekil bir robotlaşma yok, yani ne kadar yok denebilirse tabi. Tabiata düşman bu 26.yy. Yeşile, bitkiye, börtüye, böceğe, bıyıklarını yediklerim kedilere, diyorum ya tüm tabiata düşmanlar. İyiye, güzele düşman mısınız ulan, diye bağırsanız evet diye sakince karşılık alırsınız öyle tiplemeler. Eğer 1984'ü okuduysanız bu kavramlar size çok da uzak gelmeyecek. Georger Orwell'in de kimden ilham aldığını çok daha iyi anlayacaksınız. Yalnız yer yer bazı kısımlar öyle içinde yaşadığım toplumu betimler gibi oldu ki biraz içime işlemedi değil. Gerçi Türk halkı yine ne yapar ne eder bu düzenin de bir çakallığını bulurdu ya, neyse girmeyelim oralara şimdi...
BizYevgeni İvanoviç Zamyatin · İthaki Yayınları · 202011,9bin okunma