Takma adı Osamu Dazai olan ve bu isimle daha iyi tanınan Şuji Tsuşima, 1909’da Tsugaru Yarımadası’nın merkezi yakınlarında küçük bir kasaba olan Kanagi’de dünyaya geldi. Ailedeki siyasetçi olma geleneğine karşı çıkan Dazai gençliğinde yazar olmaya karar verdi. Yirmi yaşında Tokyo Üniversitesi Fransız Edebiyatı Bölümü’ne kaydını yaptırdı. Hayatının büyük bölümünü intihar takıntısıyla geçiren Dazai, 1948’de metresiyle birlikte suya atlayarak intihar etti. Ama ölümünden kırk yıl sonra bile Japonya’da hâlâ ilgi gören bir yazar olmaya devam etti. Benim bu yazarla tanışmam ne yazık ki biraz geç olarak “İnsanlığımı Yitirirken” adlı kitabı ile başladı.
İnsanlığımı Yitirirken, Osamu Dazai’nin otobiyografik bir romanıdır ve Dazai’nin son dönemlerini anlatmaktadır. Kitap yazarın intihar öncesindeki ruh hali, yaşadığı hayal kırıklıkları, umutsuzluğu ve toplumsal hayata dair eleştirilerini içermektedir. Kendi hayat hikayesini anlatırken bazen alaycı, bazen acı dolu bir üslup kullanarak okuyucuya kendini daha iyi anlatmaya çalışmıştır. Kitap Japon toplumunun bazı yönlerini eleştirirken, yazarın kişisel deneyimleriyle de birleştirilerek sunulmuş. Özellikle Dazai’nin toplumda var olması için yapılan baskı, iş hayatındaki sıkıntıları ve aile ilişkilerinde zorlukları ele alması kitapta dikkat çekicidir. Yazar, depresif ve umutsuz hisleri güçlü bir şekilde iletmek için güçlü bir edebi dil kullanmıştır. Bu da kitabın duygusal etkisini arttırır.
“Ölmek istiyorum. Daha fazla ölmek istiyorum. Artık geri dönüşüm yok. Ne yapsam da, nasıl yapsam da sonu olmuyor. Utançlarıma utanç katıyorum,” (Sayfa 101) diye biçare çırpınır ana karakter eserin son sayfalarında. Bu kitapta kendi gerçek yaşamındaki iki intihar denemesinin detaylarını da bizlerle paylaşır yazar. Ölümün bir