"Bir ulus olarak bizim en önemli kaynağımız her zaman sıra neferleri olmuştur. Şu andaki önderliğimize ancak böyle ulaşabildik."
"Ölü çocukların cesetlerini çiğneyerek mi?" dedi Shevek.
Başta çok karışık gelse de ilerledikçe her şey yerine oturmaya başladı ve yavaşça, feyzalarak okumaya çalıştım. Kitabın geneli distopik hava uyandırsa da sonunda ütopya olduğu anlaşılıyor ama bizim bildiğimiz ütopyalardan değil; bambaşka. Günümüz toplumuna ve önümüze koyduğumuz veya önümüze "sistem-ler-" tarafından konulan engellere yüklü göndermeleri bulunmakta. Gözlerimizi iyice açıp bu engellerin farkında olmamız ve belki önümüzdeki duvarları yıkmamızın zamanı gelmiş olabileceğini hatırlatıyor. Shevek karakteriyse bambaşka biri, bazen günümüz pragmatist dünyasına kapılmış olan beni çok sinirlendirse de aslında Odo'cu düşünceyi kavradıkça onu da anlamaya başlıyorum. Bilimkurgu romanlarının ötesinde çok ince ayrıntılarla oluşturulmuş bir öğretici eser. Bahsettiği sorunlar günümüz ve gelecek sorunları ve bize bir kez daha dünyayı mahvedersek neyle karşılaşacağımızı anlatıyor. Umarım hepimiz uyanırız bir gün karşımızda "duvarlar" olmadan.
*Ama, Ay ve Yıldız,
Çok uzakta olsanız da -
Biri daha var - bana sizden daha uzak olan -
O - Gök kubbeden fazlası
Öyle ki asla gidemiyorum!
*But, Moon, and Star,
Though you're very far -
There is one- farther than you-
He- is more than a firmament- from Me-
So I can never go!
*Güneşin bir resmini yap bana -
Ki odama asabileyim -
Ve inanabileyim ısınacağıma
Diğerleri "Gün" dediği zaman!
*Make me a picture of the sun -
So I can hang it in my room -
And make believe I'm getting warm
When others call it "Day'