Roman, her iyi roman gibi sizi arada sırada romanın dışına savuruyordu. Savrulduğunuz yerden bakınca, bütün sırlar çözülse ne olur, Asvan'dan gelen kadın kimmiş öğrensek ne olur, ne anlamı var, diye düşünüyordunuz. Hayat, on üçüncü yüzyılda ya da şimdi; Ankara'da bir apartman dairesinin altıncı katında ya da Kırşehir'in göbeğinde, hep aynı biçimde, gitgide genişleyerek sürüyor işte! Ben hep aynı benim, diye düşünüyordunuz, hep aynı olduğum için beni kimse göremiyor, ben de kendimi göremiyorum.