Dedim ki kendi kendime, daha evvel nasıl devrildiyse bir bir yıllar elbet geçecek her şey yine. Ayrılıklar, kalp kırıklıkları ve tabii bir de bu yaz. Hep bir enkazdan doğacağız biz ve en nihayet göçerken buralardan, ardımızda bırakacağımız yine başka bir enkaz.
Adamın kolilerindeki ve kadının bavulundaki kağıtlar çok uzun bir zaman önce karşılıklı iletişim halinde olmuştu. Şimdi ise zamanla iletişim içindeler. Böyle bir bavulda, böyle bir kolide son, başlangıç ve merkez onlarca yılın tozunun içinde kayıtsızca bekliyor, kandırmak üzere yazılan da, hakikat olarak düşünülmüş olan da orada, gizlenen de anlatılan da orada, isteseler de istemeseler de dip dibe, iç içe geçmiş olarak her şey orada, kendi içinde çelişkili olan da, dilsizleşmiş aşk da orada, birlikte aynı zarfın, tek bir dosyanın içindeler; unutulanlar gibi hayal meyal ya da çok açık hatırlananlar da sararmış ve buruşmuş.
Hayatı hafife almaz ama hafifletmeyi bilir, her şeyle ince ince dalgasını geçerdi. Bense asık suratlıydım, huzursuz ve asabiydim. Bu şehre gelmeden evvel yaşadıklarımı unutmak istiyor, dünden kurtulamayışımın cezasını bugüne kesiyordum.
Bu şehri seyretmek, parçalanmış eski bir aynaya bakmaya benziyor. Prag bana kendisini değil, kendimi hatırlatıyor. Unutmak için didindiğim şeyleri, vaktiyle buraya neden geldiğimi, burada nasıl değiştiğimi, buraya gelen kadın ile buradan ayrılan kadın arasındaki uçurumun derinliğini.