NiS

Giriş Saçlarına kiraz miraz tak, zalim olma Hippi olma, aklın eşşeğine bin Duygunun güvercinlerini kuşat Sevginin köçeğini oyna Tambur mambur çal Bak, hele Yaz günleri Daha dün gebe kalmış Bir kız olarak başlıyor bu yıl da Ölüm üstüne uzman şiirler, kırmızı bir gülüm var Çünkü yüzümün suluboyasından Vurulmuş çocuklar damlar Kendi yerimde olsam çıkar sokağı dolaşırım Yeni yağmış karların acı sıcaklığında Hippi olmam, günlerim sayılıdır Ne de olsa Kimlik Kâğıdımda “Bir yaz ölümüne hazırlan!” diye yazılıdır “Ekmek vesikası verildi” “Memur ailesidir” “Bahtiyar oğlu, İslâm, Melihadan doğma” Sıkıyönetimde duruşmaya çağrılmaktadır Bulunursam bana da bir telefon edin İnsan dalgın hayvandır Nerdedir hiç belli olmaz Birinci Kesim Şu uzun ömrümdür eşkenar üçgenimdir Yamuk çizilmiş biraz teğetler geçilmiştir
Reklam
Büyük Ev Ablukada
(Ekmek vardı tereyağı vardi utanılacak bir şey yoktu bir şey daha yoktu ama kavrayamıyordum.) İşte böyle olmak en iyisidir olmakların bir küçük çocuğu tuttum otobüsten indirdim (İndirmiştim yok olan önemli bir şeydi Allah kahretsin.) Tüm kavgasız tüm duruk tüm başıboş, üç sayı kötü bir sayı iyi şiir dinledim, çıkıp okudular durup dinledim. Bitmeseydi daha dinlerdim kötü mötü. Saat kaç diye sordular birisi beş yani dedi. (Ha kavgada ha aşkta bu gök bomboş ha kavgada ha aşkta) Göge baktIm yerli yerinde, haydutlar dalavereciler yerli yerinde vurguncular hayınlar vurdumduymazlar öyle. İyi dedim içim rahatladı düzen bozulmamış dedim sevindim, tenhaca bir bölgede şehre girdim. (Ben herkese varım başka türlü olmuyor inanmayın.) Bakin bu şehri ben kurdum ben büyüttüm ama sevemedim. (Ekmek vardı tereyağı vardı söylemiştim önemlidir,
Umuş
bütün iyi kitapların sonunda bütün gündüzlerin, bütün gecelerin sonunda meltemi senden esen soluğu sende olan yeni bir başlangıç vardır parmağını sürsen elmaya, rengini anlarsın gözünle görsen elmayı, sesini duyarsın onu işitsen, yuvarlağı sende kalır her başlangıçta yeni bir anlam vardır. nedensiz bir çocuk ağlaması bile çok sonraki bir gülüşün başlangıcıdır Edip Cansever
Şiir
Şubat
Ben bu içimin yankısı, ben bu içimin korayla bu narı daha fazla taşıyamam. Düşecek ellerimden, dağılıp dökülecek odaları, dayanamam. Benden sana mevsimlerden anne, uykularımdan tüller, ömrümden ağrılar sızmıştır. Bu aşk bende bir imkânsızlık tasarımı gibi kaldı, kaldıramam. Adı Şubat olan bu şiirde kalbim uzun bir nehir gibi ağrıyor. İnat yumağım çözüldü. Sol omzundan siyah atımı, sana düştüğüm o eski şubattan çukurumu alıyorum. Benden kalan boşluğa kırmızı bir araf düşüncesini koy. Nasıl hatırlanırsa bir yaprakta bir orman bu kez o olsun beni sana hatırlatan. Bir gün olur senin de düşerse elinden nar Aşk bir gün seni de alır bir yerden bir yere koyar Ne zaman ki kaplar gönül mülkünü kar Çağır o zaman, anlatırım sana, bir ömürden nasıl döne döne geçer turnalar. Sanma ki inadımda sarı bir safra dilimde uçuşan rüzgârlı bir sayfa sözlerimde silinmiş şifre vardır. Sökmedin beni çölden, yolum araftır. Birhan Keskin
Şiir
Kuğunun Şikayeti
Hepsi budur; kenardaki otlar Yüzüm hep suya bakar benim, suya dalar çıkar. Bu göl; içinden bir ömrü geçirdiğim dünya Bu durduğum, peşimsıra büyüsün diye rüya Bu yavrular, kanat açtığımız, birbirimizin göğsüne durduğumuz filan... Bu gördüğün göl kadar. Bir de işte kenardaki otlar... Kuğuysan, yeminliysen bir ömür bir aşka. Diyeceğim; gitsen başka düğüm kalsan başka. Ama vardı gidenler, onlarda gördüm; (Her gidende seyreklikti, bir şey, uçtun da orda ne gördün!) Gitmemeyi seçtim ben, kaldım üst üste, kördüğüm. Öğrendiğim; bir kuğu yeminliyse aşka ömrü gibi Göldür bütün dünya, bitmez boyun eğriliği. Birhan Keskin
Reklam