Uzm. Klinik Psikolog Sefa Şahin

Uzm. Klinik Psikolog Sefa Şahin
@whoissefa
Uzman Klinik Psikolog Ph.D.’ing Bdt, MMPI-2 , EMDR , TAT-CAT, Çocuklar İçin Algı Testi (CAT) Ψ
Uzman Klinik Psikolog
Macedonia
samsun
110 okur puanı
Temmuz 2021 tarihinde katıldı
“bir insana onun kendine vermediği değeri verirseniz sizde bir kusur olduğunu düşünür. mesela satıcının on lira dediği fincana elli lira vermeyi teklif ederseniz ya sizin saf, yarım akıllı olduğunuzu ya da bu işte bir bit yeniği, art niyet olduğunu düşünür. sen neyin peşindesin diye sorar, kuşku duyar. insanlara da iyi niyetle, sevdiğiniz, özlediğiniz, kıyamadığınız ya da zor bir dönemden geçtiklerini düşündüğünüz için, beklediklerinin, tahmin ettiklerinin ya da kendilerine layık gördüklerinin cok üzerinde taviz verir, fedakarlık yaparsanız sizi samimi bulmazlar, iyi niyetinizden kuşku duyarlar ya da sizi cok değersiz ve kusurlu bulurlar. o yüzden insanların yaşadığı hayata, yaptıkları seçimlere bakarak kendilerine ne kadar değer biçtiklerini görün. kimseye onun kendine biçtiği değerin üzerinde bir değer biçmeyin.”
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"başkalarının ruhlarının derinliklerine inmek, çoğu zaman boğulma tehlikesini göze almaktır. ve hiç kimse, kendisini kurtarmak istemeyen birini suyun dibinden çıkarmak zorunda değildir." - Stefan Zweig
"Birinci yalandan sonra , tüm gerçekler şüphelidir. İkinci yalandan sonra, tüm şüpheler gerçektir. Unutma , balık yemle insan yeminle kandırılır. ‘’
Birini tanımanın en iyi yolu
insanlar birini tanımaktan çok, birinin ancak ihtiyaçlarını nasıl karşıladığını görebilir. her şey yolunda ise ihtiyaçlar da o normallikle karşılanır, kriz anında ise ihtiyaçların hiyerarşisi değişir. bu da bize o kişi hakkında bir fikir verir. yoksa, kendisini bile tanımayan birinin başka birini tanıması mümkün değildir. insan, “sakladığı şeyin değil, sandığı şeyin” bilinmesini ister. yoksa kusurlarını seveceğimizi bilse zaten kendi de gösterirdi, o zaman sevmeyeceğimiz yönlerini bilmeye çalışmak bizde ancak hayal kırıklığına sebep olur. kaldı ki biz de her şeyimizi herkese anlatmayız. zaten zorlayınca hepimizin içindeki hayvan dışarı çıkar, sadece bazılarımız biraz daha evcil, bazılarımız biraz daha bencil. bunu şuna benzetebilirsiniz; 10 sene boyunca bir leoparın hayatını izleyin, öğreneceğiniz maksimum şey onun nasıl avlandığı, nerede uyuduğu, düşmanlarına nasıl davrandığı... yani ihtiyaçlarını nasıl karşıladığını öğrenirsiniz. asla leoparın iç dünyasına inemezsiniz. iç dünyamız bizim bile bilmediğimiz kadar derindir. bazı standart davranışlar dışında, milyon tane olasılık karşısında birinin ne yapacağını bilmemiz de mümkün değildir. o kişi de bunu bilmez... o yüzden asgari düzeyde ihtiyaçların kazan/kazan paradigmasına uygun olmasını sağladığımız sürece bir çok insanla iletişimde kalmaya devam ederiz. ısrarla birini tanımaya çalışmak, ileride size olası zarar verme potansiyelini görme isteğidir. paranoyaya ve önyargılara da sebep olur. buraya kadar yazdığım `ıd` ile gerçekleşen temel davranışlar, buna biraz da `ego` ve `süperego` eklerseniz, bazı şeylerde ufak değişiklikler olur ama genel mantık çok değişmez. her ne kadar birini tanımaya çalışsak da, genelde birini tanımaktan çok birinin bizi tanıyıp, sevmesini ve onaylamasını bekleriz. bu da yine ihtiyaca
Psikoloji
"önemli bir problemde yetkinizi aştığı halde size danışılıyorsa kahramanlık yapmayın. çünkü mutlaka olaya çözüm değil, suçlu aranıyordur." Erich F romm