Tugay Kazancı

Tugay Kazancı
@wickedchld
wickedchld for years, also named citizen insane.
Biyomedikal Mühendisi
Ankara Üniversitesi
Ankara
136 okur puanı
Haziran 2020 tarihinde katıldı
Böyle bir dünyada bir öğretmenin öğrencilerine vermesi gereken son şey daha fazla bilgi. Zaten gereğinden fazlasına maruz kalıyorlar. Bunun yerine insanların bilgiyi anlamlandırma ilme, neyin önemli neyin önemsiz olduğunu ayırt edebilme ve her şeyden önce de pek çok bilgi parçasını dünyaya ilişkin geniş bir resme dönüştürebilme yeteneğine gereksinimleri var.
Reklam
İnsanlar Bin Dokuz Yüz Seksen Dört'ü okuyunca Orwell'in kabus gibi bir dünyayı tasvir ettiğini net bir şekilde anlarlar ve sorulacak tek soru, " Böyle korkunç bir duruma gelmemek için ne yapabiliriz?" olur. Cesur Yeni Dünya'yı okumak çok daha rahatsız edici ve zorlayıcı bir deneyimdir çünkü bu dünyayı distopya kılan şeyin ne olduğunu tespit etmekte güçlük çekersiniz. Dünya huzurlu, işler yolunda ve herkes yaşadığı hayattan son derece tatminkârdır. Bunda ne gibi bir yanlış olabilir?
Bunca sorumluluğunu kimin alacağını kestiremediğim/bilemediğim/öngöremediğim sorular arasında merkezde toplaşmış insanların insiyatif almasını beklermiş gibi etrafı gözetirken yanıt vermeye niyetli -henüz cesur olmasa bile niyetli- insanların korkulu bakışları arasından Sigur Ros "Svo hljótt" yükseliyor benimle, onun karmaşanın içine dalan, bu böyle bitmez, ne ilk ne soncu özgür tavrıyla çatapat dövüşe hazırlanıyorum, zannediyorum ki şu an haklarını teslim alacağını bildiğim insanların yanında savaşa bile gidebilirim sokaktan, varacağım yer 500 metre ilerisi bile olsa neden nasıl demeden bodoslamasına salınabilirim, o yüzden bu müzik şu an gerisin geri sarıyor her seferinde daha ileriye gidebilecek cesareti bana verebilecekmiş gibi, bilemeyiz de nereye varacağını bunun sonunda aklımda uyandırdığı şeylerden sonra.
Avcı toplayıcıların adalet algısı birbirine yakın mesafede yaşayan yüzlerce insanı ilgilendiren ikilemlerle başa çıkmak üzere yapılandırılmıştır. Kıtalara yayılmış milyonlarca insanın birbiriyle ilişkisini kavramaya çalıştığımızdaysa ahlak duygumuz allak bullak oluyor.
İnsanlar tek başlarına dünya hakkında utanç verici düzeyde az şey bilirler ve tarihsel süreç içinde giderek daha az şeye vâkıf bir konuma gerilemişlerdir. Taş Devri'nde yaşayan avcı toplayıcı bir insan kendi giysilerini yapmayı, ateş yakmayı, tavşan avlamayı ve aslanlardan kaçmayı bilirdi. Günümüzde daha çok şey bildiğimizi zannetsek de kendi başımıza çok daha az bilgiye sahibiz esasında. Neredeyse tüm ihtiyaçlarımız için başkalarının uzmanlığına güveniyoruz. İnsanlara sıradan bir fermuarın işleyişini ne ölçüde bildiklerinin sorulduğu mahcup edici bir deney yapılmış. Çoğu kişi büyük bir özgüvenle gayet iyi bildiğini söylemiş; ne de olsa mütemadiyen fermuar kullanıyorlar. Sonra bu insanlardan fermuarın işleyişi ellerinden geldiğince ayrıntılı anlatmaları istenmiş. Çoğunun en ufak fikrinin bile olmadığı ortaya çıkmış. Steven Sloman ve Philip Fern Bach bu durumu "bilgi yanılsaması" diye adlandırıyor. Birey olarak çok az şey bilmemize karşın çok şey bildiğimizi zannediyoruz çünkü başkalarının kafasındaki bilgilere kendi kafamızdaymış muamelesi yapıyoruz.
Reklam