Tugay Kazancı

Tugay Kazancı
@wickedchld
wickedchld for years, also named citizen insane.
Biyomedikal Mühendisi
Ankara Üniversitesi
Ankara
136 okur puanı
Haziran 2020 tarihinde katıldı
Azılı kapitalistler, sermayenin siyaseti dilediği gibi etkileyebilmesi ama siyasetin sermayeyi etkilemesine izin verilmemesi gerektiğini ileri sürdüler. Onlara göre, devletler piyasanın işleyişine müdahale ettiğinde, siyasi çıkarlar yanlış yatırımlar yapılmasına ve sonuçta daha düşük büyümeye sebep olmaktadır. Örneğin bir hükümet sanayicilere yüksek vergiler koyarak elde ettiği parayı oldukça cömert işsizlik sigortalarına aktarabilir, bu tür ödenekler de halk tarafindan olumlu karşılanır. Pek çok işadamının gözünden bakıldığındaysa paranın sanayicilere bırakılması çok daha iyidir, böylelikle yeni fabrikalar açılarak yeni çalışanlar istihdam edilebilir.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Böyle bir arkaplanı yeni öğrenmek.
Yatırımcılarım çıkarları adına girişilen yegâne savaşlar bunlardan ibaret değildi. Savaşın kendisi de, tıpkı afyon gibi meta haline gelebiliyordu. 1821'de Yunanlar, Osmanlı İmparatorluğu'na karşı ayaklandılar. Bu ayaklanma İngiltere'nin liberal ve romantik çevrelerinde büyük sempati topladı, hatta şair Lord Byron isyancılarla birlikte savaşmak için Yunanistan'a gitti. Öte yandan, Londra'dalı finansçılar burada bir fırsat da gördüler. İsyanın liderlerine Londra borsasında işlem görebilecek Yunan isyanı senetlerini teklif ettiler. Eğer bağımsızlık kazanılırsa Yunanlar bu senetleri faiziyle birlikte ödemeyi kabul edecekti. Bireysel yatırımcılar da kâr etmek için veya Yunanların davasına sempati duydukları için (ya da ikisi birden) bu senetlerden aldılar. Yunan isyanı senetlerinin Londra borsasındaki değeri, Yunanistan'ın savaş meydanındaki başarılarına ve başarısızlıklarına göre inip çıktı. Türklerin zamanla savaşta üstün geldiği ve isyancıların yenilmesi an meselesi olduğunda, hissedarlar tüm paralarını kaybetme riskiyle karşı karşıya kaldılar. Onların çıkarı milli çıkar anlamına geldiğinden, İngilizler uluslararası bir filo hazırlayarak Osmanlı'nın ana donanmasını 1827'de Navarin'de batırdı. Sonuçta, yüzyıllardır süren boyunduruktan sonra Yunanistan nihayet özgürdü, ancak özgürlük ülkenin asla ödeyemeyeceği bir borç yükü karşılığında elde edilmişti. Bağımsızlıktan sonra Yunan ekonomisi, on yıllar boyunca İngiliz finansörlere bağımlı kaldı.
Endonezya'nın Hollanda (1800) ve Hindistan'ın İngiliz Krallığı tarafından (1858) devlete bağlanması, kapitalizmle imparatorluk arasındaki bağı pek de zedelemedi. Aksine, aralarındaki ilişki 19.yüzyılda daha da güçlendi. Anonim şirketlerin artık koloniler kurması gerekmiyordu, yöneticileri ve büyük hissedarları Londra, Amsterdam ve Paris'te işi bitirebiliyor ve kendi çıkarlarını koruması için devletlere güvenebiliyorlardı. Marx ve diğer eleştirel kuramcıların tespit ettiği gibi Batılı yönetimler bir kapitalist birlik olmaya doğru ilerliyordu.
Mississippi Balonu tarihteki en büyük finansal çöküşlerden biridir. Fransa Krallığı'nın finansal sistemi, bu çöküşten sonra hiçbir zaman tam anlamıyla toparlanamadı. Mississippi Şirketi'nin siyasi bağlantılarını hisse fiyatlarını manipüle etmek için kullanması, insanların Fransız bankacılık sistemine ve Fransız kralının finansal becerilerine olan güvenini sarstı. Bunun bir sonucu olarak da 15. Louis giderek daha zor kredi bulabilir hale geldi. Bu, Fransa'nın denizaşırı imparatorluğunun İngilizlerin eline geçmesinin en önemli nedenlerinden biriydi. İngilizler kolayca ve düşük faizle kredi bulabilirken, Fransızlar zar zor kredi buluyor, bulduklarında da yüksek faiz kredi ödüyorlardı. Artan borçlarını finanse edebilmek için Fransız kralı giderek daha fazla ve yüksek krediler almaya başladı. Nihayet 1780'lerde büyükbabasının ölümünden sonra tahta çıkan 16. Louis, yıllık bütçenin yarısının kredi faizlerine gittiğini ve iflasa doğru koltuklarını fark etti. İstemeyerek de olsa, 150 yıldır toplanmayan Fransa parlamentosunu 1789'da krizi çözebilmek amacıyla topladı. Fransız Devrimi de böyle başladı.
Bundan birkaç gün sonra panik başladı. Bazı spekülatörler hisselerin fiyatının gerçekçi ve sürdürülebilir olmadığını fark ederek, hissedeleri tavan yapmışken satıp kurtulmayı seçtiler. Hisse arzı yükselince fiyat düştü. Diğer yatırımcılar da fiyatın düştüğünü görünce hemen hisselerini satıp çıkmak istediler, bu yüzden hisse fiyatları daha da düştü ve bu durum çığ gibi büyüdü. Fiyatları sabitlemek için Fransız Merkez Bankası Mississippi hisselerini satın aldı, ama bunu sonsuza dek yapamazdı, en sonunda para bitti. Bu durum gerçekleştiğinde John Law, bu sefer de Maliye Bakanı olarak, daha fazla hisse alabilmek için para basılması iznini verdi. Bu da tüm Fransız finansal sistemini balonun içine sokmuş oldu, üstelik bu finansal sihirbazlıklar bile günü kurtaramadı. Mississippi hisselerinin fiyatı 10000 livreden 1000 livreye düştü ve sonra tamamen çökerek tüm değerini yitirdi. Artı merkez bankasının ve kraliyet hazinesinin elinde değersiz bir yığın hisse vardı ve hiç para yoktu. Büyük spekülatörlet hisseleri zamanında sattıkları için hasarsız kurtulmuşlardı, küçük yatırımcılarsa her şeylerini kaybettiler, pek çoğu intihar etti.