Uzun süre çıkış yolumu kapattım ve bu dönemin kurbanı olduğunu düşündüm. Emeğimin, geliştirmeye çalıştığımı düşündüğüm karakterimin diğerlerinin insanlığına ve aldıkları eğitimlerine, nerelerde olduklarına bakınca; karşılığını alamadığını düşündüm ve bunları her şeyde karşılık almak gerekmediğini bilen biri olarak hissettim, en azından temel yeterliliklerimi sağlayacak bir başarıyı hak ettiğimi düşündüğüm için bu insafsız haksız rekabette harcandığımı hissedip düşündüm ve kozamı her gün daha sıkı daha perçin ördüm. İçinde uzun süre bunun acısını ve beraberinde bir süre sonra da keyfini yaşadım, gerçeklik algımı da kaybettim.
Hayatımın yoluna devam etme gereği olmayan bir döneminde olsaydım çıkar mıydım emin değilim ama üniversiteye gitmek ve yurtta olmak, sınıfta olmak beni tekrar yaşamın içine itti, özümde sosyal ve renkli bir kimlik taşıdığımı da hissettim, belki yeniden belki de ilk defa. Sonrasında tekrar inişler çıkışlar oldu ama hiçbirinde ilk seferkinde olduğu kadar keskin kozalar örmedim, yine yediğim dayaklar beni kendi buhranıma itti ama bu sefer dayak yiye yiye atmasını öğrenicem dedim, atmak istediğimden de değil ya, bakış açısı olarak söylüyorum. Arsızlaştım da hatta bir süre sonra, yine dayaklar ve yine kaybetmişliğin konforu şeklinde devam da etti bu döngü ama mücadeleye devam hâli içten içe bir şeylerin iyi anlamda değişeceği umudunu verdi bana. Bu yüzden askerliği bile göze aldım. Net olmak ve kusurlarımı gidermek, yeni perspektifler yaratmak için de kendime aldığım kararlardan şimdilik memnunum, umarım bu sefer hak ettiğimi düşünmeden ve bunu çıkar gözetmek gibi bir anlama bağlamadan bu bağlamdan uzak bir şekilde kazanırım, çünkü en iyi ve en özel kazanmak bence yine beklentisiz, ansızın olan.