Wilhelm Reich’ın "Dinle Küçük Adam" kitabı, aslında hiç yayımlanma amacı olmadan yazılmış, yazar öldükten sonra arşivlerden çıkıp basılmış. Kitapta dinden siyasete, dünya liderlerinden ruh sağlığına kadar her şeye öyle bir değiniliyor ki, insanlığın tüm çelişkilerini önümüze getiriyor.
Kitabın merkezindeki o "Küçük Adam" aslında cinsiyet fark etmeksizin hepimizi, yani kitle psikolojisine teslim olmuş modern insanı anlatıyor. Bu küçük adam kendini çok özgür sanıyor ama aslında sadece sistemin ona izin verdiği sınırlar kadar özgür. Önce savaşlara meydanlarda "hayır" diye bağırıp, sonra gidip o savaşları çıkaranları tekrar seçecek kadar büyük bir tezat içinde yaşıyor. En fena huyu da hasetliği, kendi ayakları üzerinde durmayı beceremediği için, ne zaman birisi parlamak veya üretmek istese hemen paçasından tutup aşağı çekmeye çalışıyor.
Bence kitabın en iyi tarafı, bu küçük adamın faşizmi ve diktatörleri nasıl kendi elleriyle beslediğini göstermesi. Biz hep suçluyu yukarıda, zalim liderlerde ararız oysa Reich parmağını doğrudan bize uzatıyor. Gücü elinde tutanlara körü körüne itaat eden, sorumluluk almaktan ölesiye korkan ve kendi içindeki ezilmişliğin acısını kendinden daha zayıf olanları ezerek çıkaran o tehlikeli kitle zihniyetini darmadağın ediyor. Yani yukarısı ne kadar suçluysa, aşağısı da o statükoyu korumak için en az o kadar suçlu.
Ama kitap tüm bu ağır yüzleşmelere rağmen insanı tamamen karamsarlığa sürüklememiş. Madem kendi köleliğimizin sorumlusu biziz, o zaman bu durumdan kurtulacak olan da yine biziz diye keskin düsünceleri uyandırıyor. Aynaya bakıp kendi yalanlarımızla dürüstçe yüzleşmemiz, dik durmayı öğrenmemiz gerekiyor. Sakin bir kafayla sindire sindire okunması gereken kitap insanın uyanışına dair hala çok güçlü bir "umut" taşıdığını hatırlatıyor. Bence