Bedenimin çevresinde yıllar boyu inşa etmiş olduğum ve yakında kapısını tamamen içeriden kilitlemeyi düşündüğüm yalnızlık katedralim, belki de şimdiye kadar başardığım tek iştir... Sorarlarsa, “Ne iş yaptın bu dünyada?” diye, rahatça verebilirim yanıtını: “Yalnız kaldım. Kalabildim! Altı milyarın arasına doğdum. Ve hiçbirine çarpadan geçtim aralarından...”
“Açık camdan içeri giren, okyanusun rüzgarla savrulan damlacıkları yüzüme çarpıyordu. Radyoda ise Tom Jones’tan ‘I’m Coming Home’ çalıyordu. Coming home... Bulsak o evi, biz de döneriz bir gün belki.”
“Lütfen. Şu an, dünya üzerinde konuşulanları düşün. En az altı milyar insanın yarısı konuşuyor. Bir şeyler anlatıyor. Ne büyük bir ses! Ne büyük bir gürültü! Dinle! Çin’de üçüncü çocuğunu aldırmak için doktora yalvaran kadını, Macaristan’da dilenen adamı, Kanada’da karşısındaki erkeğe kur yapan erkeği. Duy bunların hepsini. O milyarlarca insanın hep birlikte konuşarak yarattıkları korkunç gürültüyü dinle! Lütfen, sen de katılma bu gürültüye.”