“(…)Geçen sefer Sırlar Odası açıldığında, bir Bulanık öldü. Bahse girerim ki, bu sefer de onlardan birinin öldürülmesine pek bir şey kalmamıştır. Umarım bu Granger olur,” dedi zevkle.
"Çölün içine dalmak için ne yapmalıyım?"
"Kendi yüreğini dinle.Yüreğin her şeyi bilir,çünkü Evren'in Ruhu'ndan gelmektedir ve bir gün oraya geri dönecektir."
Sessizce iki akşam daha yol aldılar.Ve delikanlı var gücüyle yüreğini dinliyordu.
Bu yüreği dinlemek kolay bir şey değildi.
Ama delikanlı ,Simyacı'yla tek bir sözcük konuşmasada bu yürek hiç susmuyordu.
"Yüreğimizi neden dinlemeliyiz?"diye sordu,mola verdikleri akşam.
"Çünkü yüreğin nerdeyse hazinen ordadır."
"Yüreğim sıkıntılı,çalkantılı,"dedi delikanlı.
"Bana bir yığın şey soruyor,çöl kızını düşündüğüm zaman,geceler ve gündüzler boyu beni uykusuz bırakıyor."
"Ne âlâ! Demek ki yüreğin canlı,Onun söylediklerini dinlemeye devam et."
"Yüreğim bir hain,"dedi delikanlı Simyacı'ya,atlarını biraz dinlendirmek için durduklarında.
"Devam etmek istemiyor."
"Ne âlâ,"diye yanıtladı Simyacı.
"Buda yüreğinin diri olduğunu gösteriyor.Şimdiye kadar elde etmeyi başardığın şeyleri bir düşle değiştokuş etmekten korkması kadar doğal ne var."
"Öyleyse neden yüreğimi dinlemek zorundayım?"
"Çünkü onu susturmayı hiçbir zaman başaramazsın.Hatta onu dinlemiyormuş gibi yapsan da o gene göğsündedir;hayat ve dünya hakkında ne düşündüğünü sana tekrarlamayı sürdürecektir."
"Bir hain olsa da mı ?"
"İhanet,senin beklemediğin bir darbedir.Ama sen yüreğini tanıyacak olursan,sana baskı yapmayı hiçbir zaman başaramayacaktır.Çünkü onun düşlerini ve arzularını tanıyacaksın ve onları hesaba katacaksın.
Hiç kimse kendi yüreğinden kaçamaz.
Bu nedenle en iyisi onun söylediklerini dinlemek.Böylece,kendisinden beklenmedik bir darbe indirmeyecektir kesinlikle sana."