Hayat bizi bazen karakterimize hiç de uygun düşmeyen hikayeleri yaşamak zorunda bırakmıyor mu ? Zaten bu 'uygunluk beklentisi' tıpkı 'ilâhî adalet' gibi şahane bir hayaldir ve onu bu dünyada ne bir gören, ne de bir duyan olmuştur.
" Her insanın ruhunun diğer insanlarla bir şeyler paylaşması, gezip görmesi gerekir. O ruh hayatta bunları yaşayamazsa bunu ölümden sonra yapmaya mahkûmdur. Dünyayı dolaşmakla lanetlenir, yaşayamadıklarını ölümünden sonra görür ama tecrübe edemeden uzaktan bakar! "