Büyük, gerçek bir yalan, işte bizleri tanrılarla eşit kılan şey. Yalanla dünyalar yaratırız, var olmayana can veririz. Bu yalan yeteneği olmasaydı, ne deha olurdu, ne fetih, ne din, ne aşk.
Sevmeyi becerecek kadar kendi benliğimizden feragat etmeyi bilmiyor, arzulamayı becerecek kadar da bilinmeyene ve tehlikeli olana yelken açmaya cesaret edemiyoruz. Sevemediğimiz ve arzulayamadığımız zaman da geriye yalnızca kıskanmak kalıyor.