''Peki, şu eşleşmeleri neye göre yapıyorsun ? Biliyorum, daha önce de sormuştum ama daha iyi anlamaya çalışıyorum. MEsela benimle eşleştireceğin insanda hangi özellikleri arayacaksın ?''
Cümlesini işitmemle beraber, aldığım nefes yarı yolda donakaldı. Ciddi diyorum, sayın okur. Ciğerlerime gidemeden öylece dondu kaldı. Nefes borumda katı bir şeye dönüştü. Hafifçe öksürerek boğulmamı engelledim. Ama kalbimi saran üzüntüyü engelleyemedim. Ben, Akın'a herhangi birini ayarlamayı düşünmüyordum ama Akın hâlâ ona birilerini ayarlayacağımı düşünüyordu. Her açıdan üzücü bir olaydı bu.
''Şey... Sana uyacak birini işte,'' diye bir şeyler geveledim ağzımda. Hayatım boyunca bir soruya verdiğim en saçma cevap bu olabilirdi. Ve bunun suçlusu ben değildim. Soruyu soran kişinin ta kendisiydi. Yaptığınla gurur duyuyor musun, Akın Arıkan ?
''Bana uyacak biri nasıl biri, onu soruyorum,'' dedi gülerek.
Ortada komik bir şey vardı da ben mi göremeiyordum. Omuz silktim. ''Başvuranlar arasında henüz öyle bir adaya rastlamadım. O yüzden tam bilemiyorum.''
''Sana bu konuda yardımcı olabilirim.''
Önerisine göz devirmemem gerçekten yaptığım en zor şeylerden biriydi. Benim ne kadar başarılı ve profesyonel bir çöpçatan olduğumu buradan anlayabilirdiniz.
''Öyle mi ? Bu... iyi olur.'' Evet, lütfen sana nasıl birini ayarlamamı istediğini anlat bana. Anlat da ağlayarak masanın altına girme aşamasına daha hızlı geleyim.
''Bence...'' dedi, benim içimdeki kötü hislerden habersiz,rahat, güzel bir gülümsemeyle. ''Bana uyacak kişi sevimli biri olmalı. Orta boylu, beyaz tenli. Çilli.'' Bunları saydıktan sonra bir cevap bekliyormuş gibi yüzüme baktı. Ama ne diyebilirdim ki ? Bütün çilli kadın müşterilerimle yollarımızı ayırma planları yapmakla meşguldüm.
Akın küçük bir öksürükten sonra devam etti. ''Çok zeki