Değerli dostum, keşke insanlar - niçin böyle olduklarını ancak Tanrı bilir! - geçip giden şimdiyi yaşamak yerine, geçmişte kalan bir sıkıntının hatıralarını anımsamak için hayal gücünü bu kadar zorlamasalar.
Yol işçisi tozlu çalışıyordu ama aklı fikri taşların üstünde uyuyan adamdaydı. Yabancının esmer yüzü, birbirine karışmış saçları, uzamış sakalları, elde yapılmış kıyafetleri, aslında açlıktan zayıf düşmüş kuvvetli hali bakanın yüzünde de bir dehşet ifadesine sebep oluyordu. Yabancının çok yürümüş olduğu belliydi. Ayakları su toplamıştı ve bilekleri yara bere içindeydi. Ayakları biraz olsun rahatlasın diye, ayakkabılarının içine ot koymuştu. Adamın elbisesi yırtık pırtıktı. Yabancının gizli silahları olduğu düşüncesiyle yol işçisi yaklaşarak üstüne doğru eğildi ama boş yere eğilmişti. Yabancı kollarını kavuşturup öylece uyumuştu. Ona dikkatle bakan yol işçisi kalelerle, hendeklerle ve köprülerle korunan şehirlerin bu adam için bir hiç olduğunu biliyordu.
Cenaze olayının ilk kişisine "Baksana dostum! Ne varmış?" diye sordu. "Ne bileyim ben yahu?" dedi adam. Ardından da yuh çekmeye devam ett. Jerry bu kez ardından gelene sordu. "Bu kimin cenazesi?" "Bilmiyorum..." dedi adam ama o da yuhalamaya devam etti.