Şimdi acının ne olduğunu gerçekten biliyordum. Ayağını bir cam parçasıyla kesmek ve eczanede dikiş attırmak değildi bu. Acı, insanın birlikte ölmesi gereken şeydi. Kollarda, başta en ufak güç bırakmayan, yastıkta kafayı bir yandan öbür yana çevirme cesaretini bile yok eden şeydi.
Türk’ün başı eğilmeyecek! Eğdirilmeyecek! Eğdirmek isteyen olursa işte o başa acırım! Azim sebat metanet ve güç… İlla ki güç…
Her işin başı da inanmak. Edirne’den, Denizli’den, Trabzon’dan, Muş’tan, Kars’tan gelen evlatlarım bana inanıyor. Ne ki ben de onlara yürekten inanıyorum.