Dağbaşı yalnızlığı değil, su kenarı yalnızlığı değil, bir şehir yalnızlığı, boşluğu... Ancak istekle takılan gerdanlıklar gibi boyunda, göğüste pırıl pırıl, bizi yiyen geliş gidişlere, sokak gecelerine, kötü aşklara karşı kuşanılmış bir yalnızlık; yeniden doğurganlığımızı hazırlayan, hatırlatan, kırgın belki ama gitgide bizi hem kendimize hem insanlara iteleyen bir yalnızlık.
Neyiniz var? Ne oldu size şimdi?
- Yok bir şeyim, bir şeyim yok... Sadece kaderimin dışına çıktım... Artık nereye döneceğimi, ne yana koşacağımı bilmiyorum...