Beni tanıyan herkes bilir Martin'e olan aşkımı. Dört kere okuduğum bir kitap...
Artık Martin Eden'ın ta kendisi olmuş durumdayım. Onunla bu kadar bağ kurmamın sebebini gayet iyi biliyorum :)
Canım Martin hiçbir yere ait hissedemedi. İlk başta olduğu sınıfında da kendisi değildi. Ruth'a aşık olup ona ulaşma uğruna yürüdüğü yolda aşık olduğu kadın da hep onu yine olduğu Martin'den başka bir Martin'e dönüştürmeye çalıştı. Arafta kaldığı yerlerde hissettiklerini onunla birlikte bende hissettim. Bir karaktere duyulan bağ aslında biraz da kendinizle kurduğunuz bağ oluverir. Bu yüzden diyorum ben Martin Eden'ın ta kendisi oldum diye. Kitabı ilk okuduğumda sonunun böyle olmaması gerektiğini düşünüp ağlayıp kızmıştım :,)
Fakat Martinleşme sürecimde (evet artık böyle diyorum) tamamen onun gibi hissedebildiğimde; kendine bir yol yapmaya çalışan ve her defasında yolu yıkılan bir adam gördüm. Bu yolu yürümeye ilk başladığında Martin de Martin'i tanımıyordu. Zamanla kendisi olmaya başladıkça kaybettikleri, insanların yüzlerini teker teker görmesi...
Evet, Martin'i çok seviyorum ve sonu hala içimi buruyor fakat bundan başka bir son Martin Eden'ı Martin Eden yapamazdı...